CAHID SITKI TARANCI HAKKINDA BİLGİ


CaHiD SITKI TARANCI HAKKINDA BİLGİ NEDİR, CaHiD SITKI TARANCI HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, CaHiD SITKI TARANCI HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, CaHiD SITKI TARANCI HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, CaHiD SITKI TARANCI HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Cumhûriyet devri şâirlerinden. 4 Ekim 1910’da Diyarbakır’da doğdu. İlk öğrenimini burada tamamladıktan sonra İstanbul Kadıköy’de Saint Joseph Lisesinde dört yıl okudu. 1928’de Galatasaray Lisesi dokuzuncu sınıfına nakleden Câhid Sıtkı, burayı bitirerek Mülkiye Mektebine girdiyse de birkaç yıl sonra yarıda bırakarak Paris’e gitti ve Siyâsî Bilgiler Fakültesine kaydoldu.

İkinci Cihan Harbi sebebiyle yurda dönerek askerlik görevini yaptı. Bir ara Anadolu Ajansında mütercim ve Toprak Mahsulleri Ofisinde memur olarak çalıştı. Çalışma Bakanlığında Fransızca mütercimiyken 1954 Ocak ayı sonunda hastalanarak Ankara, İstanbul, Diyarbakır’da tedâvi gördü. İyileşmeyince Viyana’ya gönderildi. Burada öldü (13 Ekim 1956). Mezarı Ankara’dadır.

Câhid Sıtkı, daha Galatasaray Lisesi öğrencisiyken Servet-i Fünûn ve Muhit dergilerinde çıkan ilk şiirleriyle tanınmaya başladı. “Otuz Beş Yaş” şiirinin 1946’da bir yarışmada birincilik kazanmasıyla şöhreti bütün Türkiye’ye yayıldı. Ömrünün sonuna kadar şiir yazmaya devâm etti. Yeni Şiirin kurucularından sayılan Câhid Sıtkı, başkalarına benzemeyen dünyâsı ve söyleyişiyle tanınır. 40 yaşına kadar bekâr kalan şâirin bu yaşa kadar yaşadığı düzensiz, uykusuz, içkili sefâhat ve bohem (yarını düşünmeden, tasasız, derbeder) hayâtı, kendisinde mevcut sürekli hoşnutsuzluk, elem, üzüntü havalarıyla birlikte şiirlerine aksetmiştir. Şiirlerinin çoğunda karamsar halleri, kuruntuları ve iç sıkıntılarının yanısıra, korku ve özleyişlerini de açığa vurur. Karamsarlığının sebepleri arasında mânevî inançlarının zayıf olması, kendinden bir nevî nefret duyması, âile yuvasının sıcaklığından ve gerçek dost bağlılıklarından uzak olması sayılabilir. Şâir içliliği ve duygululuğu ile zaman zaman uzaklarda kalan “anne” yi aramış, çocukluğundaki “beyaz başörtüsüyle namaza durmuş” büyük annesini özlemiş, aşağıya aldığımız şiirinde görüldüğü gibi son bir çâre olarak Yaratan’a sığınmıştır.

Üslûbu sâde, kelimeleri çok defâ basittir. Hayal oyunlarından hoşlanmaz. Kullandığı mecazlar, derin karışık ve şaşırtıcı değildir. “Sanat için sanat” anlayışına bağlı olan şâir, şiirde şekil özellikleri üzerinde fazla durmaz. Arûz, hece ve serbest vezinden birini alıp diğerlerini reddetmez. Hepsiyle güzel şiirler yazabileceğine inanır.

Eserleri:

Ömrümde Sükût (1933), Otuz Beş Yaş (1946), Düşten Güzel (1952) şiirlerini topladığı kitaplardır.

ŞAŞIRDIM KALDIM

Şaşırdım kaldım nasıl atsam adım,

Gün kasvet, gece kasvet.

Bulutlar, sisler içinde bunaldım,

Gök mâvisine hasret.

Olmuyor seni düşünmemek Tanrım,

Ummamak senden medet.

Suyun dibine vardı ayaklarım;

Suyun dibinde zulmet.

Kalmadı ümidin soluk ve cılız,

Işığında bereket.

Ve ölüm, kapımda kişner, sabırsız

Bir at oldu nihâyet.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi