ÇIZGI ROMAN HAKKINDA BİLGİ


çiZGi ROMAN HAKKINDA BİLGİ NEDİR, çiZGi ROMAN HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, çiZGi ROMAN HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, çiZGi ROMAN HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, çiZGi ROMAN HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Alm. Comics, Fr. Bande dessinee, İng. Comics. Gazete, kitap, mecmûa gibi yayın organları aracılığıyle bir takım hikâyelerin çizgilerle anlatılması. Kısa açıklamalar, anlatımlar, konuşma ve düşünme balonları yazı kısmını meydana getirir. İfâdenin ağırlığı çizgilerde toplanmıştır. Kısaca; resimle yazının biraraya gelmesiyle meydana gelen bir anlatım şeklidir.

Şekil ve resimleri peşpeşe sıralayarak bir hikâyeyi anlatmak çok eskiden beri kullanılan bir metoddur. Kabartma, mozaik, duvar resimleri, vitray, seramik ve dokuma gibi sahalarda kullanılagelmiştir.

Geçmişten günümüze, bugünkü şeklini alması kolay olmamıştır. Baskı tekniklerinin gelişmesi çizgi ile anlatımın da gelişmesinin ve detaylanmasının sebebi olmuştur. Anlatılmak istenen hikâyenin her safhasını aralıksız, akıcı, anlaşılır bir şekilde zihinde belirginleşmesi duygusu ve isteği, çizgi romanın doğmasına sebeb olmuştur.

İngiliz oymabaskıcı William Hogarth’ın oyma baskı karikatürleri birbirlerini tâkib eden diziler hâlinde yapıldığından, bu kimse, çizgi roman târihinin ilk temsilcisi olarak ortaya çıkmıştır.

Bugünkü mânâda çizgi roman 19. yüzyılda ortaya çıktı. İsviçreli öğretmen Rudolphe Töpffer (1799-1846), M.Vieux-Bois tiplemesi ile, Alman mizahçı Wilhelm Busch, Max und Moritz ile, Fransız Georges Kolomb, Famille Fenaull ile ilk çizgi romancı olma ünvanlarını aldılar.

Ancak çizgiyle metni bir uyum içinde birleştiren gerçek çizgi romanlar ABD’de ortaya çıktı. Yayın organları arasındaki mücâdele sonucu 1896 J.Pulitzer’in çıkardığı New York World Pazar ilâvesinde Richard Outcault’ın “The Yellow Kid’i ve Rudolph Dirks’in The Katzenjammer Kids” yayınlandı. İlk konuşma balonları ise “The Katzenjammer Kids’i” de kullanıldığından ilk çağdaş, çizgi roman sayıldı. The Yellow Kid’de (Sarı Çocuk’ta) sarı çocuğun düşünceleri, yâhut söylemek istedikleri geceliğin üzerinde beliriyordu. Dirk’s, Rönesans dönemi Alman oyma baskılarında kullanılan unutulmuş balon metodunu geri getirdiği için, kendi gazetesiyle W. Hearst’ın New York Journal Gazetesi arasında paylaşılamadı. Dirk’s, gazetesini değiştirdiği zaman açılan dâvâyı kaybetti. Çizgi romanını “The Captain and the Kids” adıyla devâm ettirdi. Bu dizi Türkiye’de Kaptan Edi ile Büdü adıyla yayınlandı.

1906’da New York Journal’de Winso Mc Cay’ın hazırladığı Ciltle Nemo in Slumberland (Küçük Nemo Rüyâlar Ülkesinde) çizgi romanı tutuldu. ABD’nin dışında sesini duyuran ise George Mc Mancısun (1884-1954) Brining Up Father (Güngörmüşler) eseridir.

E.R. Burroughs’un 1912’de yaptığı Tarzan’ı, 1929’da Harold R. Foster (1892-1982) tarafından çizgi haline getirilince, gerçekçi çizgilerin kullanıldığı ilk çizgi roman oldu.

Avrupa’da ise tam mânâsıyla ilk çizgi roman 1925’de doğdu. Alain Saint Oga’nın Zig ve Puce adlı tiplemesiydi.

Bunu Pincho’nun Becassine’si (1905) ve Farton’un Pieds Nickeles’i (1908) tâkip etti. Ancak Avrupa’da Komikler’in erişkinler tarafından da benimsenmesi için yarım yüzyıl gerekmişti. Harold R. Foster’in Tarzan’ından sonra bu alanda gerçekçi çizgilerin kullanıldığı bir diğer eser Alex Raymond’un Flash Gordon’u (Baytekin)dur. Chic Young’un Blondie’si (Fatoş) (1930), All Capp’in Lil Abner’i (Hoş Memo) bu dönemlerde mizah-karikatür çizgisinde devâm eden eserler arasındaydı…

1937’de özellikle Harold Foster’in Prince Valiant’ı (Kahraman Prens), Lee Falk ile Phil Davis’in birlikte hazırladıkları Sihirbaz Mandrake (1934), W.Ritt ile, C.Gray’ın birlikte hazırladıkları Brick Bradford (1935) fantastik bir çizgide devâm eden eserler arasında oldular.

Elsie Segar’in Popeye’si (Temel Reis), Walt Disney’in Mickes Mouse (Miki Fare) (1930) ve Donald Duck’un (Vakvak Kardeş) da bu dönemlerin mizah çizgi romanlarıydı.

1930’lu yıllarda baştan başa çizgi roman yayınlanan aylık dergiler çıkmaya başladı. Küçük boyda ve düşük mâliyetle satılan bu Comic booklar’da Joe Shuster ile Jerry Siegel’in (1938) ortak ürettikleri Kahraman Süperman ve Robert Kane’nin Batman’ı kötülüklere karşı olağanüstü güçlerle savaşırken bu piyasadaki üstün savaş güçlerini de sergilediler.

İkinci Dünyâ Savaşından az önceki yıllarda çizgi roman dergilerinde çeşitlilik ve tiraj artışı görülmeye başladı. Bunun sonucunda çizgi romanlar hazırlanırken, yeni resim ve sinema tekniklerinden faydalanılmaya başlandı. Dolayısıyla belirgin bir kalite artışı görüldü. Artık resimli roman kahramanları klasik görünüşleri dışında, yâni karşıdan ve ayakta duruşlarının yanı sıra hemen hemen her tür pozisyonlarda çizilmeye başlandı. Olağan dışı renkler, nümûnelerin gerçek olmayan renkleri, olaya estetik katarken bir yanda da psikolojik durumları ifâde için kullanılmaya başlandı.

Avrupa’daki çizgi roman ABD’nin yanında oldukça zayıf kalırken, farklı gâyeler için kullanıldığı görüldü. Artık bu tür çizgi romanlar çocuklara yönelik bir ideolojik propaganda aracı olarak kullanılıyordu. Bu şekilde kullananlar hedeflerinde isâbet kaydedip inanılması zor tirajlara ulaştılar. Fransa’da 1934 yılında çıkan Journal de Mickey ulaştığı yüksek tirajla (400.000) Avrupa’nın en sivrilen dergisi oldu… Savaşın başlamasıyla birlikte çizgi romanlar savaşa yönelik propaganda aracı olma özelliklerini korumaya devâm ettiler.

George Baker’in The Sack’ı (1942), David Brager’in G.I.Joe’si (1942) ve Milton Caniff’in Male Call’u (1942), Amerikan ordusu ve askerlerinin moralini destekleyecek şekilde hazırlandı… İtalya’da ise Kurt Caesar’ın Romanoil Legionario ile Fransa’da ise Nazi yanlısı Temeraire (1943-44) adlı dergiler, gençlere yönelik propagandalarında tesirli oldular.

Barış zamânı 1947’de Milton Caniff’in Steve Canyon’u piyasaya çıktı. Resimli romana olan ilgi ise geçici bir süre azalmıştı. Bunun üzerine, yapımcılar, korku dizilerine el attılar. Yaşayan ölüler, hortlaklar ve vampirlerle dolu bir dehşet dünyâsı okurların ilgisini çekebilmişti. Amerikan Senatosu ve muhâfazakar halkın tepkisi sonucunda şiddet ve dehşet konularında belirli sınırlamalara gidildi ve bir dizi sınırlamalar kânunlaştırılırıp, yürürlüğe konuldu…

Bunun sonucunda mizah-karikatür ağırlıklı kahramanların tutulması sağlandı. Walt Kelly’nin Pogo’su Charles M.Cshulz’un Peanuts’ı (Yer Fıstıkları) ve Mort Walker’in Beetle Bailey’i (Hasbi Tembeler) gibi.

ABD’nin pazarı durumunda olan Avrupa ülkelerinde İkinci Dünyâ Savaşından sonra kaliteli ürünler ortaya çıkmaya başladı. Herge takma adını kullanan Georges Remi’nin Tin Tin’i (Ten Ten) ABD çizgi romanlarının kalitesine eşdeğer çizgi romanlardan sayılır. Bunu Fransız Morris’in (Maurice de Bauere) Lucky Luke’usu (Red Kit) (1946) tâkib etti. Albert Uderzo, Goscinny’nin yazdığı Asterix’i (Asteriks) yeni çıkan Pilote dergisine (1959) çizmeye başladı. Bu mizah ağırlıklı yayınları Peter O’Donnell ile Jim Holdaway’ın dedektiflik ve câsusluk ağırlıklı Modesty Blaise’i izledi.

1952’de kurulan Mad dergisi bu alana ayrı bir renk getirdi. Bu dergi çizgi romanı kullanarak çizgi romanı alaya almasıyla farklılık kazandı. 1970’lerde ABD’de farklı bir akım meydana geldi. Yer altı çizgi romanları (Underground comix) çoğu üniversite kuşaklı genç yazar ve çizer grubu, siyâsî ve sosyal bir eleştiriye yönelik yayınlar üretmeye başladılar. Ancak gördüğü ilgi sınırlı olmuştu. Aynı dönemlerde Jack Kirby ve Joe Orlando gibi çizerler Fanastic Four (Fantastik Dörtlü) ve Spider Man (Örümcek Adam) Thor, The Hulk (Yeşil Dev Adam) gibi tiplemeleri lanse ettiler. Iron Man (Demir Adam) ve Conan The Barbarian (Conan)’ın Avrupa’daki pazar alanları gibi geniş bir pazar alanı buldular.

Artık çizgi roman sanatı, kabuğunu yırtmış yalnız anavatanında alâka gören bir sanat dalı olmaktan çıkmış şimdi hemen hemen dünyânın her ülkesinde belirli soluklarla devâm ettirilmektedir.

Bu alandaki çalışmaları ve genç çizerleri, yeni nesilleri teşvik amacıyla 1961’de Paris’te kurulan Çizgi Roman Sevenler Derneği 1964’te Çizgi Romanı Araştırma ve İnceleme Derneğine (Socerlıd) dönüşerek bu çabalara önderlik etmiştir. 1965’te Milletlerarası Çizgi Roman Kongresi ilk olarak İtalya’nın Bordighera şehrinde toplanmıştır. Bu arada bâzı ülkeler de kendi çizgi roman okullarını kurdu.

Güney Amerika’da Alberto Braccia, Munoz, Sam Payo, Quino İtalya’da Hugo Prat (Corta Maltesen’in çizeri), Guido Buzelli, Dino Bataglia, Sergio Topi, -Guido Crepax İspanya’da Victor de la Fuente, Enric Sio, Julio Ribera ve Palacaios bu işe öncülük edip kendi tarzlarını kabul ettirmişlerdir.

Yeni gelişmekte olan pekçok ülkede başta Çin, Küba ve Cezayir, çizgi romanı eğitim gâyesi ile kullanmaktadırlar. Doğu bloku ülkelerinin çoğu bu dala sırt çevirmiş, bu gruptaki ülkelerden Yugoslavya ise tam aksine bu işe önderlik etmiştir.

Türkiye’de bu işin ilkleri karikatürüze Amca Bey tiplemesi ile Cemal Nâdir ve Gerçekçi çizgi olarak Barbaros Hayrettin ve Koca Yusuf ile Ratip Tahir Burak’tır. Cemal Nadir’i Tombul Teyze ve Sıska Dayı tiplemesi ile Ramiz Gökçe, Karakedi Çetesi ile Selma Emiroğlu tâkib etti.

Türkiye’de ilk müstakil çizgi roman dergisi 1950’lerde yayına başlayan Pecos Bill’dir. Bunları bugün bile okur bulabilen; Tommiks, Teksas ve Teks’ler dönemi tâkib etmiştir.

1950’li yıllarda karikatürcülerin çoğu bu alana yöneldi. Utanmaz Adam’la Oğuz Aral öne geçti. 1960’lı yıllarda Hüdâverdi ile Sezgin Burak, gerçek hikâyelerden alınan konularla Faruk Genç adını duyurmaya başladı. Turhan Selçuk da bu sahanın adamıdır.

En önemli patlamayı ise karikatürcü Suat Yalaz yapmıştı. Bu zamanla Sezgin Burak’ın Tarkan’ı, Ayhan Başoğlu’nun Malkoçoğlu’su, Abdullah Turhan’ın Tolga’sı izledi. Bu tarzın diğer bir örneği de Rahmi Murat’ın yazdığı Abdullah Turhan’ın resimlediği Kara Murat’tır. Şahap Ayhan da farklı tiplemelerle bu konuda çalışan ressamlarımızdan biridir. Bu sahada Deli Balta’sıyla Gürbüz Azak, Topuz’la Vehip Sinan, Kurdoğlu ile Cem Ertürk, Hızır Bey’le Talat Güreli zikre değer isimlerdir.

Suat Yalaz’ın Karaoğlan’ı Fransa’da ve pekçok Kuzey Afrika ülkesinde Fransızca yayınlanarak bu dalda Avrupa’daki tek temsilcimiz olup milletlerarası niteliğine bürünen ilk milli çizgi romanımızdır.

Günümüz Türkiye’sinde pek çok genç çizer bu işe kollarını sıvamış ancak uygun zemini bulamadıkları için çoğu bu işe henüz başlayamadan başka alanlara kaymışlardır. Türkiye’de genç çizer neslinin yetişmesine müsâit ortam bulunmamakla berâber şu anda Türkiye Çocuk Dergisi genç çizerlere imkânlar sağlayan tek yayın organı durumundadır.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi