Deneysel Psikoloji ve Yöntemsel Etkinlik ödevi ders notları


Deneysel psikoloji veri üretmede, verileri yorumlamada ve açıklamalara ulaşmada deneysel yaklaşımın kullanıldığı psikoloji alt dalıdır. Deneysel psikoloji dendiğinde iki temel etkinlik akla gelir. Bunlardan ilki, deneysel yöntembilimle diğeri ise deneysel yöntemi kullanan alt dallarla ilgilidir. Deneysel psikolojinin yöntemle ilgili etkinlik alanında; deneysel yöntembilim, deney düzenleme ve dikkat edilmesi gereken noktalar, sonuçların yorumlanma biçimi ele alınır. Deneysel psikoloji deneysel mantık ve deneysel düşünme ile yakından ilgilidir.

Deneysel psikolojide geçen bu ‘deney’ terimi ne anlama gelmektedir? Deney terimi bir şeyin denenmesi anlamına gelmez. Aynı şekilde, ‘laboratuvar’ ortamlarında yapılan her çalışma da deney değildir. Teknik olarak bir deney, karıştırıcı etkilerin kontrol altına alındığı bir ortamda bağımsız değişkenin (yani neden) deneyci tarafından değişimlenmesini ve bağımlı değişkenin (yani davranış) bunla nasıl etkilendiğinin belirlenmesini içeren bir araştırma yöntemidir.

Pozitif bilimlerin ve bir pozitif bilim dalı olarak psikolojinin amacı, davranışların nedenlerini keşfetmektir. Zira pozitif bilim anlayışına göre doğada nedenler vardır ve nedenler meydana geldiğinde sonuçlarını doğurur. Diğer bir deyişle, doğa olayları ve bir doğa olayı olarak davranışlar gelişigüzel bir şekilde meydana gelmez; bunların nedeni bir takım ilahi veya ilahi olmayan, metafizik güçler de değildir. Neden sonuca yol açan önkoşul veya önkoşullardır. Örneğin amaca yönelik davranışların engellenmesi bir önkoşul, yani nedendir. Engellenme ise saldırganlık sonucuna yol açar.

Pozitif bilimlerde bir olayın diğer bir olayın nedeni olduğunu söyleyebilmek için, bu ilişkinin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde, yani güvenilir olarak ortaya konması gerekir. Deneysel psikoloji çalışmalarında uygulanan yaklaşım ve teknikler işte bu olanağı yaratır. Bir olayın neden ve diğerinin de sonuç olduğunu, yani bu iki olayın arasında nedensellik ilişkisi olduğunu söyleyebilmek için teknik olarak iki olayın zamanda birlikte değişiyor olması gerekir. Deneysel psikoloji çalışmalarında deneyci, örneğin kaygı düzeyindeki artış ile sınavda alınan notlar arasındaki ilişkileri, ölçmek suretiyle ortaya koyabilir. İkinci ölçüt, nedenin zamanda sonuçtan önce gelmesidir. Deneysel psikoloji çalışmalarında deneyci nedensel değişkeni kendisi ve istediği zaman anında oluşturarak onun değişik değerler almasını sağlar. Örneğin çeşitli yönerge veya düzenlemelerle deneklerin kaygısını belli düzeylere getirir. Bu uygulamalarla nedensel olayın zamanda önce meydana gelmesi sağlanır. Üçüncü ölçüt uyarınca da ilişki sadece belirtilen iki olay arasında olmalı, sonuçtaki değişikliklerden başka olaylar sorumlu olmamalıdır. Karıştırıcı olarak adlandırılan bu tür değişkenler sadece deneysel çalışmalarda, çeşitli tekniklerle kontrol altına alınabilir ve sonuca olan yanlı etkileri böylece ortadan kaldırılır. Örneğin zeka, sınav başarısını etkileme potansiyelini taşır. Bu faktör, eşit zeka düzeyinden deneklerin alınması veya deneklerin geniş bir topluluktan tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilmesi gibi tekniklerle kontrol edilir.

Özetle deneysel psikoloji bir yöntem alanıdır ve psikolojik olaylar ve davranışların nedenlerini ortaya koyma gücüne sahip olan deneysel yaklaşım ve tekniklerin uygulanmasını içerir.

Deneysel psikolojinin kapsam alanları

Deneysel psikoloji terimi özel bazı kapsam alanlarını da ifade eder. Bu alanlar temel olarak araştırmalarda deneysel yöntem ve tekniklerin kullanıldığı psikoloji alanlarıdır.

Bir an şu soru akla gelebilir? Deneysel yöntem pozitif bilimlerin amacını gerçekleştirme gücüne sahip temel araştırma yaklaşımı ise, psikolojinin tüm uzmanlık alanlarında neden bu yöntem kullanılmıyor? Deneysel yöntemin bazı araştırmalarda kullanılması mümkün değildir. Örneğin kalıcı denek özellikleri üzerinde deneysel çalışma yapılamaz; deneysel çalışmaların özelliğini, nedensel değişkenin deneyci tarafından değişimlenmesi oluşturur, bireylerin zekası ise deneyci tarafından ayarlanamaz. Bazı konularda ise deneysel yöntemin uygulanması etik bakımdan uygun değildir. Bir psikoterapi tekniğinin fobik reaksiyonlarının tedavisinde etkili olup olmadığını belirlemek için yapılması gereken deneysel araştırma, bir gruba bu tedavi tekniğini uygulamak diğer gruba (kontrol grubu) hiçbir tedavi uygulamamaktır. Bu ise etik açıdan mümkün değildir. Deneysel yöntemin kullanılması mümkün ve etik açıdan da uygun olduğu halde, bazen araştırmacı bu yöntemi kullanmayı tercih etmeyebilir. Kontrollu koşullar altında yapılan deneysel çalışmaların güvenirliği yüksek, ancak ekolojik geçerliği, yani yaşanan dünyayı temsil etme gücü düşüktür. Belirli bir işyerinde ortaya çıkan çatışmaların nedenini belirlemede, örgütsel davranış psikoloğu araştırmasını, kontrol ettiği koşullar altında değil, ilgili ortamda yer alan tüm değişkenlerin etkisi altında yürütmeyi tercih edebilir.

Deneysel yöntemin kullanıldığı psikoloji uzmanlık alanlarının bir bölümü davranışsal dallardır. Bu gibi dallar bedenle ilgilenmezler, sadece uyarıcı ile davranışın ilişkilerini incelerler. Bu tür dalların başında bilişsel psikoloji gelir. Bu dalda bilgi-işleme olayı ve kapsamındaki dikkat, bellek, öğrenme, problem çözme, konuşma ve dilin algılanması gibi konular incelenir. Bilişsel süreçler bilimsel psikolojinin ilk kurulduğu 1879 yılından bu yana incelenmektedir. Bu nedenle bilgi-işlemenin yukarıda belirtilmiş olan alt konu alanları, kimi üniversitelerde ayrı uzmanlık alanları olarak ele alınabilmektedir. Bilişsel işlevlerin gelişimsel bir perspektif içinde veya sosyal psikoloji bağlamında incelenmesi de olası olup bu tür uzmanlık programlarına rastlanabilmektedir.

Deneysel psikolojinin diğer ana kapsam alanında davranışların bedensel olaylarla ilişkisi ele alınır. Bu dallardan bazıları psikofizyoloji, biyopsikoloji, fizyolojik psikoloji ve nöropsikolojidir. Bu dalların hepsi de temelde beden, özellikle de sinir sistemi ve beyin olaylarıyla psikolojik/davranışsal olayların ilişkisini ele alır. Ancak dallar, vurgulanan konular açısından farklılaşma gösterir. Biyopsikoloji beden-zihin ilişkisini biyolojik bakımdan ve özellikle evrimsel perspektif içinde ele alırken (öğrenme sürecinde türler-arası benzerlik ve farklılıklar), fizyolojik psikoloji bedensel olayların davranışa etkilerini (vücut ısısı değişikliklerinin işitmeye etkisi), psikofizyoloji psikolojik olayların bedensel olaylara etkisini (dikkat farklılıklarının beynin elektriksel faaliyetine etkisi), nöropsikoloji ise nörolojik rahatsızlıkların yol açtığı zihinsel bozuklukları (beyin alın lobu hasarlarının planlama ve strateji kurmaya etkisi) inceler.

Deneysel psikolojinin beden-zihin ilişkisini ele alan dallarının önemli özelliği, bu dallarda farklı bilim alanlarından gelen uzmanların etkinlikte bulunmasıdır. Zira beden ve zihin ilişkisi gibi karmaşık bir konu pek çok bilim alanını içermekte, bu tür araştırmalar ayrıca teknik kadroların da işbirliğini gerektirmektedir. Psikolojinin tüm alt dalları arasında özellikle bu dallarda, tıbbın çeşitli dallarının (nöroloji, psikiyatri, odyoloji gibi klinik tıp bilimleri ile anatomi, fizyoloji ve biyofizik gibi temel tıp bilimleri), fen bilimleri (biyoloji, matematik, istatistik), mühendislik bilimleri (elektronik, bilgisayar) dallarının uzmanlarıyla yakın işbirliği ve ekip çalışması yapılır.