EKREM HAKKI AYVERDI HAKKINDA BİLGİ


EKREM HAKKI AYVERDi HAKKINDA BİLGİ NEDİR, EKREM HAKKI AYVERDi HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, EKREM HAKKI AYVERDi HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, EKREM HAKKI AYVERDi HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, EKREM HAKKI AYVERDi HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Türk mîmâr-mühendisi ve mîmârlık târihi araştırmacısı. 1899 senesinde İstanbul’da doğdu. 1915 senesinde Vefâ Lisesinden mezun olup, Mühendis Mekteb-i Âlîsine girdi. 1920 senesinde burayı bitirdikten sonra İstanbul Belediyesi Fen işlerinde vazîfe aldı. Bir buçuk yıl kadar çalıştıktan sonra ayrılıp serbest meslek hayâtına atıldı.

Serbest mühendislik ve müteahhitlik yaptığı İstanbul ve Trakya’daki birçok târihî yapıyı restore etti. Onun gerçekleştirdiği restorasyonlardan bir kısmı şunlardır: İstanbul’da Zeynep Hanım Konağı, Dârülfünûn (İstanbul Üniversitesi) Kütüphânesi, Harbiye Nezâreti ve aynı binânın İstanbul Üniversitesi olarak düzenlenmesi, Topkapı Sarayındaki bâzı kısımlar, Bâlî Paşa, Sultan Selim, Mesîh Paşa, Lâleli, Ayasofya, Dâvûd Paşa câmileri, Gazanfer Ağa, Kuyucu Murad Paşa ve Hasan Paşa medreseleri, Beykoz İshak Ağa Çeşmesi, Edirne’de Selîmiye Câmii, Üç Şerefeli Câmi, Eski Câmi, Yıldırım, Murâdiye ve Süleymân Paşa câmileri ile Çelebi Bedesteni, Havsa’da Sokullu, Çorlu’da Süleymâniye câmileri.

Ekrem Hakkı Ayverdi, 1950 senesinden sonra iş hayâtını bırakarak kendini ilmî araştırmalara verdi. Türk mîmârlık târihi alanında araştırmalar yaptı. Türk sanatı, bilhassa Osmanlı devri Türk mîmârîsi hakkında incelemelerde bulundu.

Önceleri sâdece Türk sanatının Fâtih Sultan Mehmed Han devri eserlerini inceledi. 1953 yılında neşrettiği İstanbul’un fethinin 500. yıl dönümünde Fâtih Devri Mîmârîsi adlı eserinde bir devri topluca ortaya koyarak sanat âlemine tanıttı. Osmanlı mîmârlık târihinin ilk devresi ile Çelebi Mehmed ve Sultan İkinci Murad Han devirleri mîmârî âbidelerini toplayan eserini iki büyük cilt hâlinde hazırladı.

Bir taraftan bu ilmî araştırmaları yapan Ekrem Hakkı Ayverdi, diğer taraftan Mühendisler Birliği, Turing Kulüp, Kubbealtı Cemiyeti ve İstanbul Fetih Cemiyetinin çalışmalarına katıldı. İstanbul Fetih Cemiyeti ile bu cemiyete bağlı Yahyâ Kemâl Enstitüsü ve İstanbul Enstitüsünün otuz yıl müddetle başkanlığını yaptı. 1979 yılında kendisine İstanbul Üniversitesi Senatosu tarafından “Fahrî Edebiyat Doktoru” pâyesi, Aydınlar Ocağı tarafından “Üstün Hizmet Armağanı” verildi.

Ekrem Hakkı Ayverdi’nin bir başka hizmeti ise bugün millî sınırlarımız dışında kalan topraklardaki mîmârî eserlerin tesbiti ve neşredilmesidir. Bunun için 1975 ve 1976 senelerinde iki defâ seyâhata çıktı. Uzun arşiv çalışmaları sonunda Avrupa’daki Osmanlı Mîmârî Eserleri külliyâtını hazırladı. Bunlar; Romanya, Macaristan, Yugoslavya, Arnavutluk, Yunanistan ve Bulgaristan’ı içine alacak şekilde dört büyük cilt hâlinde neşredilmiştir.

Ekrem Hakkı Ayverdi’nin sekiz büyük ciltten meydana gelen külliyâtı, Osmanlı mîmârîsinin başlangıcından Fâtih Sultan Mehmed Han devri sonuna kadar 250 senelik bir devresini ele aldığı gibi, devir ve târih gözetmeden, Avrupa’daki bütün Türk eserlerini ihtivâ etmektedir.

1978 senesinde bütün mal varlığını, kitaplarını, içindeki eşyâ, hat, tezhip, cilt, yazı âletleri ve işleme kolleksiyonlarıyla birlikte evini, kendi kurmuş olduğu Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfına bağışladı. 24 Nisan 1984 târihinde İstanbul’da öldü. Merkez Efendi Kabristanına defnedildi.

Eserleri: 1) OnSekizinci Asırda Lâle, 2) Fâtih Devri Mîmârîsi, 3) Fâtih Devri Hattâtları, 4) Yugoslavya’da Türk Âbideleri ve Vakıfları, 5) On Dokuzuncu Asırda İstanbul Haritası, 6) İstanbul Mîmârî Çağının Menşei Osmanlı Mîmârîsinin İlk Devri, 7) İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri, 8) Osmanlı Mîmârîsinde Çelebi ve İkinci Sultan Murâd Devri, 9) Osmanlı Mîmârîsinde Fâtih Devri, 10) İlk 250 senenin Osmanlı Mîmârîsi, 11) Avrupa’da Osmanlı Mîmârî Eserleri: Romanya-Macaristan (I), Yugoslavya (II, III), Bulgaristan-Yunanistan-Arnavutluk (IV). Bu serinin ilk üç cildi bir heyetle berâber hazırlanmıştır.

Ekrem Hakkı Ayverdi’nin çeşitli dergi ve ansiklopedilerde yetmiş beş kadar makâlesi yayınlandı. Bunların bir kısmı, ölümünden sonra Makâleler adıyla bir kitap hâlinde neşredildi.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi