EMANET HAKKINDA BİLGİ


EMaNET HAKKINDA BİLGİ NEDİR, EMaNET HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, EMaNET HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, EMaNET HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, EMaNET HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Alm. Deposit, Anvertrauen, Fr. (Objet) Confié, deposé, İng. Deposit, Trust. Güvenilen kimseye bırakılan mal, eşyâ, vb. Emânet, maddî olabildiği gibi mânevî de olur. Mal, para maddî emânettir. Allahü teâlânın insanlara verdiği akıl, zekâ, güç ve kâbiliyetler de birer mânevî emânettir.

Bugünkü modern hukukta emânet sözleşmelerinin konusu ancak taşınabilir eşyâlardır. Bu çeşit bir eşyâyı muhafaza etmek üzere olan kişi onu güvenli bir yerde koruma yükümlülüğü altına girer. Emâneti alan kişi veya kurum, sözleşmede belirtilen veya üst-adete uygun olan bir ücret alır. Ücret durumu sözleşmede açık açık belirtilir. Eşyâyı emânet eden kişi sözleşmenin yerine getirilmesiyle ilgili gerekli harcamaları karşılamakla yükümlüdür. Ayrıca sözleşme yüzünden emânetçinin uğradığı zararları da gidermek mecburiyeti vardır. Emânetçi, emânet aldığı eşyâyı onu veren kişinin izni olmadıkça kullanamaz. Emânet olarak birine bırakılan eşyâ, onu bırakan tarafından her zaman geri alınabilir.

Emânetçi ise emânet almış olduğu malı, sözleşmeli bir süreyle almışsa, sürenin bitiminden önce emânet malı geri veremez. Ancak emânet olarak bırakılan malda önceden kestirilemeyen sebepler yüzünden tehlikeli veya sakıncalı bir durum ortaya çıkarsa, emânetçi elindeki emânet malı sözleşme bitiminden önce geri sâhibine teslim eder. Emânet olarak verilmiş bir şeyi geri verme borcu, takas ile mümkün değildir.Kânuna göre alacaklı râzı olsa da takas mümkün değildir. Şartlarına uygun olmayan usûlsüz emânetlerde ise, borç misli eşyâdır. Aynen geri vermesi söz konusu değildir. Bu durumda da takas imkansızdır.

İslâm hukûkunda emânet üç kısımdır:

1. Vedîa: Güvenilen kimseye saklamak ve korumak için bırakılan maldır. Sâhibine mûdî, alana vedî denir. (Bkz. Vedîa)

2. âriyet: Bir malı bedelsiz kullanmaktır. âriyet vermeye iâre denir. Komşuya kullanmak üzere verilen kap-kaçak âlet eşyâ âriyettir. Muhammed aleyhisselâm ve Eshâbı (radıyallahü anhüm) âriyet alıp-vermek sûretiyle bir emânet sözleşmesi yapmışlardır. Âriyet akdinde (sözleşmesinde) âriyet konusu olan şeyi teslim almak şarttır. âriyet veren istediği anda bundan vazgeçer ve malını geri isteyebilir.

âriyet akdi ile ilgili diğer hükümler şöyledir:

âriyet alan, karşılıksız olarak âriyetin menfaatine (kullanmaya, faydalanmaya) mâlik (sâhib) olur. Malın zâyi (telef) olması hâlinde âriyet alanın kusuru sebebiyle ise, öder. âriyet hayvanının nafakası kullanana âittir. Zaman ve yer ve istifâde şekli sınırlı olarak âriyet vermek câizdir (olur). Şartsız âriyet verilen eve, dükkana, tarlaya dilediğini koyabilir. Âriyet alan bunu vedîa verebilir. Kirâya ve rehne veremez. Sâhibi isteyince veya sözleşmedeki müddeti bitince geri verir.

3-. Sözleşme olmadan ele geçen şeyler: Meselâ rüzgârın meydana getirdiği mal emânet olur.

Emânetlerin titizlikle korunması hakkında Kur’ân-ı kerîmde meâlen şöyle buyrulmuştur:

Allahü teâlâ emânetleri sâhiplerine teslim etmenizi emrediyor. (Nisâ sûresi: 58)

Emânetleri güzelce kullanıp yerli yerine îfâ edeni, korktuğundan emin kılıp Cennet’ime koyarım. (Mü’minûn sûresi: 8)

Peygamber efendimiz de hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuştur:

Emânete sadâkatı olmayan kimsenin îmânı da yoktur.

Sana emânet edene de hıyânet etme.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi