ENSÂR HAKKINDA BİLGİ


ENSÂR HAKKINDA BİLGİ NEDİR, ENSÂR HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, ENSÂR HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, ENSÂR HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, ENSÂR HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Hicretten sonra Peygamberimize ve Mekke’den gelen Müslümanlara (muhâcirlere) yakın alâka gösterip, malları, mülkleri, bedenleri ve diğer varlıklarıyle onlara yardım eden Medîneli Müslümanlara verilen ad. Ensâr, Arapça bir kelime olup, lügatta “yardımcılar” mânâsına gelir. Medîneli Müslümanlar, o zaman Evs ve Hazreç isimli iki büyük kabile idiler. Bunlardan olmadıkları hâlde yardım etme hususunda onlara tâbi olan diğer Müslümanlar da Ensâr sayılıyordu.

Ensâr, Peygamberimize ve onun güzîde arkadaşlarına, müşriklerin Müslümanları ortadan kaldırmak için uğraştığı, İslâmın en zor günlerinde yardım ellerini uzatmış, Resûlullah efendimizi Medîne’ye dâvet etmiş, Müslümanları Mekkeli müşriklerin işkence ve eziyetlerinden kurtarmışlardır. Medînelilerden ilk defa 6 kişilik bir grup Akabe mevkiinde İslâmiyeti kabul edip biât etmişlerdir. Bu altı kişinin adı: 1)Esad bin Zürâre, 2)Avf bin Hâris, 3) Râfi bin Mâlik, 4)Kutbe bin Âmir, 5)Utbe bin Âmir, 6)Câbir bin Abdullah’tır. Bunların hepsi Hazrec kabilesindendir.

Bu altı kişinin, ilk defa Resûlullah efendimizle tanışmasından sonra onlara; “Sizler, şimdiden sonra bana yardımcı ve destekleyici olur musunuz ki, ben de Allahü teâlânın dînini halka tebliğ edeyim, duyurayım?” buyurdu. Bunlar da şöyle cevap verdiler: “Ey Allah’ın Resûlü! Sizin de mâlûmunuz olduğu gibi, Evs kabilesiyle eski zamandan beri aramızda çok harpler yaptık, hâlâ bizim aramızdaki düşmanlık devâm etmektedir. Evs ve Hazrec kabileleri bugün de eskisi gibi birbirlerine düşmandır. Sen bizim aramıza, bu hâl dururken geldiğin takdirde biz sana yardım edemeyiz. Hele bu yıl bize izin ver, gidelim. Kabilelerimiz arasına varalım. Belki Hak teâlâ aramızda sulh olmasını sağlar, senin bize yaptığın dâveti, gidelim biz de onlara arz edelim. Umarız ki, Allahü teâlâ hepimizi sana yardımcı eyler. Şöyle ki, Evs ve Hazrec kabileleri barışıp hep sana tâbi olurlar. Dünyâda senden başka izzetli hiçbir kimse olmaz. Hele bu yıl varıp gidelim, nice olur bir görelim. Gelecek hac mevsiminde de yine seninle buluşalım.”

Bunları söyledikten sona dönüp Medîne’ye gittiler. Peygamberimizin bu haberini söylemedik bir ev bırakmadılar. Ertesi yıl olunca yine aynı yerde Resûlullah efendimiz 12 kişiye rastgeldi. Beşi, geçen yıl gelenlerdendi. Câbir bin Abdullah gelememişti. Diğerinin isimleri siyer kitaplarında yazılıdır. Bu arada Peygamber efendimiz onlara Kur’ân-ı kerîm’i ve İslâmiyeti öğretmek için Mus’ab bin Umeyr’i Medîne’ye göndermişti. Onun nasîhât ve dâveti ile çok kişi Müslüman oldu. Kısa zamanda İslâmiyet her eve girdi.

Üçüncü yıldaki Akabe görüşmesinde 70 kişiden fazla olan Medîneli Müslümanlarla Peygamberimiz şöyle sözleşip, antlaştılar:

1. Bundan sonra kendi nefslerini, hatunlarını ve oğullarını her neden korurlarsa, Resûlullah efendimizi de ondan koruyacaklar.

2. Her kim Resûlullah efendimize düşmanlık ederse, ona karşı durup, kılıçla müdâfaa edecekler.

3.Resûlullah efendimizin yoluna karşı gelen Arap ve Acem ile harp edecekler.

Bu antlaşmaya, bundan sonra Müslüman olan Medînelilerin hepsi sadık kaldı. Böylece Resûlullah’ın Mekke’den Medîne’ye hicretinden sonra Muhâcir Müslümanlara en büyük yardımı ve desteği sağladılar. Mekkeli Muhâcirlerle Medîneli Ensâr kardeşlik bağıyla öyle birbirlerine bağlandılar ki, Ensâr ellerinde bulunan herşeyin yarısını Muhâcir kardeşine verdi. Hattâ babalarından kalan malların taksiminde onları da vâris yapmaya râzı oldular. Yalnız bu hususa izin verilmedi. Ensârın bu fedâkarlığını Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîm’de ve Resûlullah efendimiz hadîs-i şerîflerinde övmektedir.

Âyet-i kerîmede meâlen buyuruldu ki:

Önce Müslüman olanlardan, Muhâcirlerin ve Ensârın önce gelenlerinden ve bunların yolunda gidenlerden Allahü teâlâ râzıdır ve bunlar da Allahü teâlâdan râzıdırlar. Allahü teâlâ bunlar için, Cennetler hazırladı. Bu Cennetlerin altından nehirler akmaktadır. Bunlar Cennetlerde sonsuz olarak kalacaklardır. (Tevbe sûresi: 100)

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

Ensârı sevmek îmândandır. Onlara buğz etmek münâfıklık alâmetidir.

Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, siz Ensâr cemâatı bana insanların en sevimlilerindensiniz.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi