IBRAHIM DESUKI HAKKINDA BİLGİ


iBRaHiM DESuKi HAKKINDA BİLGİ NEDİR, iBRaHiM DESuKi HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, iBRaHiM DESuKi HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, iBRaHiM DESuKi HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, iBRaHiM DESuKi HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

evliyânın büyüklerinden. İsmi, İbrâhim bin Ebü’l-Mecd’dir. Künyesi Ebü’l-Ayneyn, lakabı Burhâneddîn’dir. Desûkî nisbesiyle meşhur olmuştur. Babası, Rıfâiyye yolunun büyüklerinden Ebü’l-Feth bin Ebi’l-Ganâim el-Vâsıtî’nin dâmâdı ve halîfesi Ebü’l-Mecd’dir. Hazret-i Ali’nin soyundandır. Mısır’da, Nil Nehrinin batı tarafındaki Desûk kasabasında 1235 (H.633)te doğdu. 1277 (H. 676) de vefât etti. Doğduğu gün Ramazân-ı şerîf ayının başına geldiği için gündüz süt emmedi.

İbrâhim Desûkî, küçük yaştan îtibâren aklî ve naklî ilimleri tahsil etti. Arapça, Farsça, Süryânice ve İbrâniceyi öğrendi. İlimde üstün dereceye ulaştıktan sonra tasavvufa yöneldi. Babası gibi Rıfâiyye yoluna intisâb etti. Sühreverdiyye tarîkatı büyüklerinden Şeyh Necmeddîn İsfehânî’nin de sohbetinde bulunarak, bu yoldan da icâzet aldı. Şâziliyye ve Şeyh Ebû Midyen Mağribî’nin mensûb olduğu Medyeniyye yolundan da hırka giydi. Zamânındaki tasavvuf büyüklerinin sohbetlerinde bulunup, dört yolda da kemâle geldi. Tasavvufta yüksek derecelere kavuşup, kutuplardan, efrâddan olup gavsiyyet-i kübrâ makâmına ulaştı. Cömertliğiyle temâyüz eden İbrâhim Desûkî, Bedeviyye, Şâziliyye, Sühreviyye ve Rıfâiyye yollarının âdâb ve usûllerini birleştirerek, Desûkiyye yolunun usûllerini ortaya koydu. Pekçok talebe yetiştirdi. İslâm dîninin emirlerini yapıp, yasaklarından sakınma husûsunda son derece titiz ve dikkatliydi.

Uzun müddet Allahü teâlâya ibâdetle meşgul olan, talebe yetiştiren ve birçok kıymetli eser yazan İbrâhim Desûkî, ömrünün sonuna yakın, yerine, vazifesini yürütecek vekil tâyin ettikten sonra Desûk’ta vefât etti.

İbrâhim Desûkî’nin güzel sözlerinden bâzıları:

“Derviş kimse, yalnız dışını değil, içini de temiz tutmalıdır.”

“Ey evlâdlarım! Bütün dervişler ve fakirler benim sevgililerimdir. Siz de onları seviniz ve şefkat gösteriniz.”

“Ey talebelerim! Biliniz ki, bizim yolumuzun esâsı, zarûrî olan ile yetinmektir. Sonsuz saâdeti arzularsınız, her hususta fakirliği, yâni Allahü teâlâdan başkasına muhtâc olmamayı beğeniniz.”

İbrâhim Desûkî talebesinden birine buyurdu ki:

“Ey gözümün nûru evlâdım. Her şeyden evvel içindeki nefis denilen ejderi öldür. Yüzünü toprağa sür. Hatâ ve isyânını kabul ve îtirâf et. Yaptığın hatâ dolu ibâdetlerin yüzüne çarpılmasından kork. Allahü teâlâ kullarının kalbine bakar. Ey insanlar, o hâlde kalplerinizi temiz tutunuz. Kalbinizde yalnız ihlâs ve istikâmet bulunsun.”

İbrâhim Desûkî hazretleri, talebesi olmak isteyen birine de şunları söylemiştir:

“Ey oğul! Eğer tövbe etmek istiyorsan, bunu şakaya alma. Oyuncak zannetme. Tövbe ettim, demek sûretiyle yalnız dil tövbesi yapmak insana hiç bir şey kazandırmaz. Hakîkî tövbe kulun kendi kalbini, mahlûkâtı düşünmekten ve hâtırlamaktan kurtarabilmesi ile mümkün olur. İşte ancak kalbi böyle olan kimselerin tövbesi makbuldür. Kalbin böyle olabilmesi için, insanın evvelâ kendi nefsini dizginlemesi, sonra da tâatlarını ihlâs üzere inşâ etmesi lâzımdır. Bundan sonra da evliyâ-yı kirâmın menkıbe ve sözlerini okumalıdır.”

“Kişi Rabbi’ne kavuşması için O’nun uğrunda vücudundaki yağlar eriyip ciğerlerinin parçalanması gerekir. Kalbin fâni arzulara karşı meyletmemesi lâzımdır. Ancak bu şekilde olduktan sonra aradan perdeler kalkar. Perde kalkınca da ilâhî hitap duyulur ve levh-i mahfuzdaki işâretler okunur. Pek gizli mânâlar bile kendiliğinden çözülür.”

“Müslüman, dilini,İslâmiyetin men ettiği şeylerle kirletmemelidir.”

“Hiçbir evliyâ, bütün insanlara şefkat ve merhamet göstermedikçe ve ayıpları olursa onları örtmedikçe kemâle eremez.”

“Seven sevilir, hor gören hor görülür.”

“Allahü teâlâya itâat edene insanlar itâat eder.”

“İlim, kulluğun gerçek mânâsını anlamak ve Hakk’a tam kulluk etmek içindir.”

“Gıybet, yalancıların meyvesi, fâsıkların ziyafeti, kadınların sakızıdır.”

“Cenâb-ı Hak şu kimseleri sever: İffetli ve kalbi temiz olanı, elini fenâlıktan men edeni, dilini gıybetten ve lüzûmsuz sözden koruyanı, edep yerine sâhib olanı, iyilik, ikrâm ve ihsâna koşanı, dâimâ Allahü teâlâyı hatırlayanı…”

İbrâhim Düsûkî’nin sözlerini İmâm-ı Şa’rânî müstakil bir kitap hâlinde toplamıştır.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi