Kalp Pilinde Yeni Yöntem


Kalp Pilinde yenilik, Kalp pili uygulamasında yeni dönem, Kalp pili takibinde yeni sistem, Kalp pili takibinde yeni yöntem sayfamızda yeralmaktadır.

İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İstanbul Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kamil Adalet, Türkiye’de binlerle ifade edilebilecek sayıda kalp ritim bozukluğu hastası olduğunu ifade etti. Kalbin olduğundan çok vurum yaptığı durumlarda kullanılan pillere ICD denildiğini belirten Adalet, “ICD’nin kalp durunca elektro şok yaparak kalbi yeniden çalıştırma özelliği de bulunuyor. Kalp pilleri, ritim bozukluğunun yanı sıra kalp yetersizliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Hastaların bir kısmı farkında bile değil; hemen hemen her insanda hayatının bir döneminde kalp ritim bozukluğu olabilir. Bunların bir kısmında tedavi gerekiyor. Belli sınırlar var. Kalp belli hızın altında ise, şikayete yol açıyorsa özellikle bayılma, bayılacak gibi olma, baş dönmesi, sendeleme veya aşırı halsizlik bu durumlarda hastaya kalp pili takılır. ICD’de genellikle ani ölüm riski fazla olan hastalarda enfaktüs geçirmiş, kalbin pompa fonksiyonu ileri derecede bozulmuş ölümcül aritmiler olan hastalara takılıyor” dedi.

Prof. DR. Kamil Adalet, bir yaş sınırı olmadığını da kaydederek, yeni doğmuş bebeğe de, 90 yaşındaki kişiye de kalp pili ya da ICD takılabileceğini ifade etti. Türkiye’de 100 binin üzerinde kalp pili ve ICD taşıyan insan olduğunu belirten Adalet, genellikle bu pillerin 3 ila 6 ay aralarla programlanmasına ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Kalp pilinde beklenmedik bir şekilde bozukluk olabileceğine dikkat çeken Adalet, “Bu durum hayati tehlike yaratabilir ve hasta her zaman bunu algılayamayabilir. Bu nedenle kalp pilinin normal çalışıp çalışmadığını kontrol etmek gerekiyor. Kalp pilinin bir ömrü var 7-8-9-10 sene olabilir, kullanıma göre değişiyor. O değişkenlik dışında da beklenmedik şekilde ömrü azalabilir. Bunu belirlemek için rutin kontrolleri yapmak gerekiyor” dedi.

KALP PİLLERİNİ UZAKTAN TAKİP EDEN SİSTEM GELİYOR
Prof. Dr. Adalet, kalp pili taşıyan kişileri hastaneye gitmelerine gerek kalmadan uzaktan takip eden sistemin 2 hafta içinde Türkiye’de kullanılmaya başlanacağını da kaydetti. Adalet, “Hastaya, doktorun bilgilerinin tanımlandığı modeme benzer bir cihaz veriliyor. Hasta, cihazı (15 metreden uzak olmaması kaydı ile) yanında bulunduruyor. Cihaz ayarlandığında hastadaki kalp pili ya da ICD ile irtibat kuruyor, ondaki bilgileri hekimin cep telefonuna ya da hastanede mevcut bilgisayarlara anında iletebiliyor” ifadelerini kullandı.
Kalp pili ve ICD taşıyan hastaların psikolojik olarak çok hassas olduklarını kaydeden Adalet, cihazlar her an bozulabilir endişesi taşıdığını da vurguladı. Adalet, “Uzaktan takip sistemi bu anlamda hastaları rahatlatacak, özellikle çocuk hastalarda kontrol daha zor. Çarpmaya, düşmeye bağlı tel kopmaları olabiliyor. Bu da hayati tehlike yaratıyor” dedi.
Bu sistemin iki önemli avantajı olduğunu vurgulayan Kamil Adalet, “İki büyük avantajı var; 3-6 aylık kontrollere gerek kalmayabilir, büyükşehirlerde bile bir yere gitmenin ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Onun dışında bu pil ya da ICD takılan hastalar ülkenin her köşesine dağılıyorlar. Özellikle kış koşullarında gelmeleri zor. Dolayısı ile kontrole gelmeye gerek kalmadan bir başka tıbbi gerekçe yoksa rutin kontrolleri yapılıp, pilin ömrü nasıl cihazın bir problemi var mı anlayabiliriz. İkincisi de problemin limitlerini belirleyip, alarm vermesini sağlayabiliriz. Cihazla kalp arasında bağlantı kuran telin kopması durumunda anında bu bilgi hekime ulaşacaktır. Bu da hastanın hayatının kurtulması demek” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Kamil Adalet, bu sistemin hastaların hayatını kurtarması yanında başka avantajları olacağını da ifade ederek, şunları kaydetti:
“Rutin kontrole göre daha ucuz olacağı için ekonomiye de katkı sağlayacak. Bir hastanın transferi, hastaneye geldiğindeki yiyecek ihtiyacı, hastanede randevu almak için harcadığı zaman, işgücü kaybı, hekimi, hemşireyi, teknisyeni zamanını aldığı için iş gücünün maliyetini, SGK’nın muayene nedeni ile kamu hastanesi de olsa ödediği parayı düşündüğünüzde kamu açısından daha tasarruflu bir takip sistemi olacağı için SGK’nın da bunu karşılamasını bekliyoruz.”