KARS HAKKINDA BİLGİ


KARS HAKKINDA BİLGİ NEDİR, KARS HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, KARS HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, KARS HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, KARS HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

İlin Kimliği

Yüzölçümü: 8911 km2

Nüfûsu: 349.437

İlçeleri: Merkez, Akyaka, Arpaçay, Digor, Kağızman, Sarıkamış, Selim, Susuz.

Doğu Anadolu’nun kapısı serhat şehrimiz ve tarihî savunmaları ile “Gazi” ünvanını alan ilimiz. Erzurum, Ağrı, Ardahan, Iğdır illeri ve Ermenistan sınırı ile çevrilidir. Trafik numarası36’dır. Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir.

İsminin Menşei

Kars’ı İskitlerin “Karasak” boyları kurmuş ve kendi isimlerini bu şehre vermişlerdir. Zamanla, “Karsak” ismi halk diline “Kars” olarak yerleşmiştir. Diğer bir rivâyete göre ise Gürcü dilinde “kapı” mânâsına gelen “karis, kari, kalaki” kelimelerinden “Kapı Şehir”den gelmektedir.

Târihi

Kars’ın bilinen ilk sâkinleri Hurrilerdir. Daha sonra Hititlerin hâkimiyetine girmişlerdir. Hurriler bölgeye “yüksek ülke” veya “yukarı eller” demişlerdir. Bölge, daha sonra Urartuların işgâline uğradı. M.Ö. 8. asırda Kimmerler buradan geçtiler. Asurlar ve Babiller buraya hâkim olamadılar. İskitler M.Ö. 7. asırda bu bölgeye hâkim oldular. M.Ö. 6. asırda Perslerin istilâsına uğradı. Dârâ, Kafkasya Seferini buradan geçerek yaptı. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralıİskender, Persleri yenerek burasını ele geçirdi. Partlar ve bunlara bağlı Ermeni derebeylikleri zaman zaman bölgeye hâkim oldular. M.Ö. 1. asırda Pontos Krallığını yıkan Romalılar bu bölgeye yaklaştı.

M.S. 2. asırda Romalıların eline geçti. Daha sonra Partlar ve onların yerine geçen Sâsânîler ile Romalılar arasında el değiştirdi. M.S. 395’te Roma ikiye bölününce bu bölge, bütün Anadolu gibi Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü. Bu bölge, Bizans ile Sâsânîler arasında sık sık el değiştirdi ve buradaki derebeyleri bâzan İran bâzan da Bizans’a tâbi oldular.

M.S. 7. asırda İslâm orduları bu bölgeyi fethedince Ermeni derebeyleri, Abbâsî halifelerine tâbi oldular. Bölge ahâlisi, kütleler hâlinde İslâmiyetle şereflenerek, İslâmiyet, Kars ve civarında hızla yayıldı. Türk Sâcoğulları ve onların yerine geçen Şeddâdiler bu bölgeye hâkim oldular ve Ermenilerle mücâdele ettiler. Onuncu asrın ortasında Kars’a 50 km mesâfede Ani şehrini başşehir yapan Ermeni derebeyleri 1044’te Bizanslılar tarafından bölgeden kovuldular. Yirmi senelik Bizans hâkimiyetinden sonra büyük Türk Hakanı Selçuklu Sultanı Alparslan 1064’te Ani’yi fethederek Bizanslıları buradan attı. Kars, Anadolu’nun Türkler tarafından fethedilen ilk parçası oldu. Bu fetih 1071 Malazgirt Zaferinden yedi sene önce olmuştur.

Türkiye Selçukluları Devletini kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şahın babası Kutalmış Bey, 1049 ve 1053 Anadolu akınlarına giderken Kars’tan geçti. 1058 akınında Selçuklu şehzâdelerinden Yakuti Kars’ın dış mahallelerini fethetti. Sultan Alparslan, 1068’de Ardahan’ı fethetti. Alp Arslan’ın oğlu SultanMelikşah, Kars’ı geri almak isteyen Bizanslıları 1080’de yenerek bu bölgeyi Erzurum’u merkez yapan Saltukoğullarına verdi. 1124’te Gürcüler, Ani ve Kars’ı ele geçirince, Saltukoğulları 1153’te Kars’ı geri aldı.

1226’da Celâleddin Harezmşah, Ani’yi kuşatmış fakat alamamıştır. Tiflis’i fethetmiştir. 1239’da Moğollar Kars ve Ani’yi alarak, Gürcüleri buradan uzaklaştırmışlardır. Sırasıyla İlhanlılar, Celâyirliler, Tîmûrlular, Karakoyunlular ve Akkoyunlular bölgeye hâkim oldular. Tîmûr Han, 1394, 1400 ve 1403’te Kars’tan geçti. Safevîler, Akkoyunlu İmparatorluğunu yıkınca, mîrasına konarak Kars’a hâkim oldular. Bu sırada Osmanlı Devletinin sınırları da Kars’a dayanmıştı. Yavuz Sultan Selim Han, Çaldıran Seferinden dönerken Kars Kalesi yakınında konakladı. Kars ve çevresi, 1534’te Kânûnî Sultan Süleyman Hanın ilk yıllarında Safevîlerden Osmanlılara geçti.

Osmanlı Devleti ile Safevî Devleti arasındaki stratejik çarpışmalar, Kars bölgesinde cereyan etti. 1548’de Sultan Süleyman Han, Kars Kalesini tahkim ettirdi. Safevîler, zaman zaman Kars’a saldırdılar. Sultan ÜçüncüMurâd Han, 1579’da birkaç hafta içinde Kars şehrini yeni baştan inşâ ettirip, kale, sur, câmi ve her türlü tesisleri yeniden yaptırdı, böylece 16. asırda Türk ordusunun istihkâm sınıfı burada parlak bir imtihan verdi. Kars, Osmanlıların askerî bir üssü ve serhat şehri oldu. 1604’te Safevîler, âni bir hücumla Kars’ı işgal ettilerse de tekrar çıkarıldılar. 1616’da Kars Kalesi yeniden geniş ölçüde tahkim edildi. Sultan Dördüncü Murâd Han, Revan Seferinde buradan geçti ve Kars’ı yeniden îmâr etti. On yedinci asırda Kars ve Çıldır, iki ayrı beylerbeyliğin merkezleri oldular. 29 Mayıs 1664’te başlayan ve bir hafta devam eden zelzele büyük zarar verdi. 1734’te Nâdir Şah Avşar, Kars’ı iki defa, 1744’te üçüncü defa kuşattı ise de alamadı. 1807’de Ruslar, Kars’a kadar yaklaştı fakat Osmanlı ordusu, Rusları yenerek, Tiflis’e geri çekilmek mecburiyetinde bıraktı. 1821-1823 arasında İranlılar, Kars topraklarına akınlar yaparak Osmanlıları yıprattılar. Sonra da Ruslar, saldırarak 15 Temmuz 1828’de Kars’ı işgal ettiler. 8 ay sonra Edirne Muâhedesi ile Kars’ı terk ettilerse de Kars’ın üçte ikisini ve târihi bütün eserlerini, câmi ve türbeleri imhâ ettiler. 1853-1856 Kırım Harbinde bu bölgede büyük savaşlar oldu. Rusların 29 Eylül 1855 taarruzu Kars halkının (genç, yaşlı, erkek, kadın ve hatta çocukların) desteği ile Müşir Mehmed Vâsıf Paşa emrindeki Türk ordusu tarafından geri püskürtüldü. Bu zaferin hatırası olarak altın, gümüş ve bronz“Kars 1272” madalyaları bastırıldı ve Kars şehrine “Gâzi” ünvanı verildi. Halk üç sene vergi ve askerlikten muaf tutuldu. Ruslar, 1856’da Paris Antlaşması ile bu bölgede 5 ay kaldıktan sonra geri çekildiler. Kars çevresinin ikinci Rus işgali böylece sona erdi.

Doksanüç Harbi denen 1877-1878 Türk-Rus Harbinde Kars çevresinde dünyâ çapında önem taşıyan muhârebeler olmuştur. Bu târihte Kars 20 bin nüfuslu ve 25 câmili bir kale şehriydi. Müşir Gâzi Ahmed Muhtâr Paşa, sayıca üstün Rus kuvvetlerini üç meydan muhârebesinde yendi. Bunun üzerine komutanını Rus Çarı azletti. Müşir Gâzi Muhtâr Paşa dördüncü bir savaşa girmedi. Osmanlı ordusu kazansa bile ordunun zâyiâtı ile bütün doğu bölgesi Rusları durduracak bir güçten mahrum kalacaktı. Böyle stratejik sebeplerle orduyu Erzurum’a geri çekti. Bu sebeple Kars, 18 Kasım 1877’de üçüncü defa işgal edilmiş oldu. Ruslar, üç gün üç gece Kars’ı yağma ettiler. Bütün câmi, türbe ve târihî eserleri imhâ ettiler ve Müslüman Türk halkını korkunç bir katliam ile öldürdüler. Kars’ı, Tiflis’te bulunan Kafkasya Umûmî Vâliliğine bağladılar. 1878-1881 arasında üç yıl içinde 82.000 Türk, Kars’ı terk edip, Erzurum çevresine yerleşti. Bunun 11.000’i Kars’ın içindendi. Ruslar, Kars’a Ermeni, Rum, Süryânî, Eston ve hattâ Ukraynalı yerleştirdiler. 1897’de Kars’ta yüzde 51 Türk kaldı; 1914’te Türklerin miktarı yüzde kırka indi. Birinci Dünyâ Harbinde Ruslar, Kars Türklerini Osmanlı ordusuna yardım ediyor diyerek katlettiler. Bu katliamdan sadece 22.000 Türk kurtularak Bakü’deki Müslüman Cemiyetinin himâyesinde yaşadılar. Azerbaycanlı Türkler soydaşlarına sâhip çıktılar.

1918 başında Osmanlı ve müttefiklerine yenilen Rusya, silâhlarını bırakıp, Brest-litovsk Muâhedesi (Antlaşması) ile Kars, Artvin ve Batum’uOsmanlı Devletine terk etmiştir. Az sonra İngiltere ve müttefikleri gâlip gelince, İngilizler bu antlaşmayı kabul etmeyip, Ruslar ve İngilizler Kars’a Ermeni doldurup, Kars’taki bütün Türkleri katlettirdiler. Bu katliamdan sâdece üç Türk kurtuldu. Posof ve Ardahan’ı Gürcüler işgâl ettiler.

Türk İstiklâl Harbinde 15’inci Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa, 30 Ekim 1920’de Kars’ı kurtardı. Kars Kalesine şanlı Türk Bayrağını 34. Alay subaylarından Yüzbaşı Abdurrahman Bey “Besmele-i şerif” ile yeniden çekti. Rusya 16 Mart 1921 Moskova Muâhedesi ile Batum hâriç olmak üzere, Kars ve Arvin’in Türkiye’ye iâdesini kabul etti. Bu muâhede, 13 Ekim 1921 Kars Muâhedesi ile Ermenistan ve Gürcistan tarafından da kabul edildi. Hıristiyan azınlıklar Kars’ı boşalttılar. Şehrin eski sakinleri yurtlarına yerleştiler. İkinci Dünyâ Harbinden sonra Rus devlet başkanı Stalin, Kars ve Ardahan’ı istedi ise de, bu arzusunda ısrar edemedi.

Ermeni terör teşkilâtlarının Türkiye aleyhtarı faaliyetlerinin hedefi Türklerin Anadolu’da ilk fethettikleri bu toprakları Rusya’nın işgaline yeniden sokmaktır. Kars, buram buram Türklük kokan, gâzi, kahraman bir serhat şehridir. Şanlı bir târih ve o derece sıkıntılı günler yaşamıştır. Ruslar üç işgal ile Kars’ı tamâmen imhâ ederek, harâbe hâline getirmişlerdir. Kars yeniden gelişmekte olan bir ilimizdir.

Fizikî Yapı

Kars ili Türkiye’nin en yüksek yaylalarının üzerinde yer alır. Yüksekliği üç bin metreyi aşan bir çok dağı vardır. İl topraklarının % 38’i dağlarla ve % 51’i yüksek yaylalarla kaplıdır. Ovaları ise il topraklarının % 11’ini teşkil eder. Ovalar daha çok akarsu vâdileri boyunca uzanır.

Dağları: Kars ilinin yarısı 2000 metreyi aşan yüksekliktedir. İl toprakları yüksek bir yayla durumundadır. Üç bin metreyi geçen oldukça fazla yükseklik vardır. Kars dağları Kuzey Anadolu kıvrım sistemine bağlı dağlarla, Güney Anadolu kıvrım sistemine bağlı dağlardan meydana gelir. Kuzey Anadolu kıvrım sistemine bağlı dağlar Sarıkamış yakınında ikiye ayrılır. Bir kol Çıldır Gölüne doğru uzanırken diğer kol ise, Aras Nehri ile Kars Çayı havzasını birbirinden ayırır. Başlıca dağları Allahüekber Tepesi (3120 m), Kol Dağ (3033 m), Ziyaret Dağı (2838 m), Balıklı Dağı (2808 m), Süphan Dağı(2909 m) ve Soğanlı Dağı (2808 m)dır.

Kars Yaylası bol otlarla örtülü olup, hayvancılığa çok müsâittir. Başlıca yaylalar, Yalnız çam dağları üzerinde Aras Nehri, Argın Çayı ve Kars Ovası arasındaki bölgede kalan yaylalardır.

Ovaları: Akarsular boyunca devam eden vâdiler bazı yerlerde genişleyerek ovalar meydana getirir. Başlıca ovalar şunlardır: Kars Ovası, 2500 km2 olup, çok geniştir. Ayrıca daha küçük yüzölçümde olan Damal Ovası vardır.

Akarsuları: Kars ili akarsu akımından çok zengindir. Başlıca akarsuları şunlardır: Aras Irmağı: Bingöl Dağ eteklerinden çıkar, kuzeye doğru akarak Pasinler Ovasını sular, burada birçok dereyle beslenir. Derin ve sarp boğazlardan geçerek Kars’ın Kağızman ilçesine ulaşır, doğuya doğru akarak, Türk-Rus sınırına varır, bir müddet sınırı teşkil eder; güney-doğuya akarak Iğdır Ovasını suladıktan sonra Rus sınırını geçerek Hazar Denizine dökülür. Arpa Çayı: Akbaba Dağının yamaçlarından çıkarak, Arpayel Gölüne dökülür. Gölden Arpa Çayı olarak çıkar Türk-Rus sınırında seyreder ve sınırda Aras ile birleşir. Kura Irmağı, (Kur, Kür Irmağı da denilir). Topyolu ve Allahüekber Dağlarından beslenir. Göle Ovasında Göle Çayı, Ardahan Ovasında Ardahan Çayı ismini alır. Kurtkale’den Rus sınırını aşarak Hazar Denizine dökülür. Bunlardan başka Kars Çayı ve birçok çay ve dereler de vardır.

Gölleri: Kars ili akarsular bakımından olduğu gibi göller bakımından da oldukça zengindir. Başlıca gölleri şunlardır: Aygır Gölü: Susuz ilçesinin batısındadır. Derinliği 30 m ve yüzölçümü 3 km2 dir. Kar suları ve göl dibindeki kaynak sularla beslenir. Aktaş Gölü: Susuz ilçesinin kuzeyinde olup, yarısı Rus sınırı içerisindedir. Yüzölçümü 27 km2 olup, tuzlu ve sığ bir göldür. Turna Gölü: Kağızman ilçesinin kuzeydoğusundadır. Yüzölçümü 2 km2 olup, suyu tatlı fakat balık yoktur.

İklim ve Bitki Örtüsü

İklim: Kars ilinde sert bir yüksek yayla iklimi hüküm sürer. Sibirya yüksek basınç merkezinin tesiri altındadır. Kış yedi ay sürer. Kar yağışı fazladır. Senede 50 güne yakın kar yağar ve toprak 100 günden fazla karla örtülü kalır. İlkbahar ve sonbahar mevsimleri yok denecek kadar kısa sürer. Senelik yağış miktârı bâzı yerlerde 528 mm bâzı yerlerde 252 mm’dir.

Bitki örtüsü: Kars ilinin yüzde yetmişe yakını çayır ve meralarla, % 20 si ekili alanlarla kaplıdır. Tarıma elverişsiz arâzi % beştir. Orman varlığı zengin sayılmaz. Türkiye’nin en yüksek ormanları bu ildedir. Ormanlar 1900 m ile 2800 m arasındadır. Sarıkamış ve Posof’ta çam, Kağızman’da meşe ağaçları yer alır. Kar yerden kalkar kalkmaz her yer yeşilliklere bürünür.

Ekonomi

Kars ilinin ekonomisi tarım, hayvancılık ve ormancılığa dayanır. Faal nüfûsun % 85’i bu sektörlerde çalışır ve gayri sâfî millî hâsılanın % 60’ı bu sektörlerden elde edilir. Sanâyi, turizm ve ticâret sektörü yeni yeni gelişmektedir.

Tarım: Tarla tarımından sağlanan ürünler sınırlıdır. İklim şartları tarla tarımını engeller. Kağızman, Tuzluca’da pamuk, şekerpancarı, fasulye ve fiğ ekilir. Sebzecilik ve meyvecilik ileri değildir. Meyve olarak en çok elma yetişir. Kars ilinde buğday, arpa, şekerpancarı, pamuk ve az miktarda tütün yetişir.

Hayvancılık: Kars ilinde hayvancılık, tarla tarımından önce gelir. Geniş mera ve çayırları ve buradaki zengin bitki örtüsü hayvancılığın gelişmesine yol açmıştır. İl topraklarının % 70’ini kaplayan mer’a ve çayırlarda hâlen mevcut olan hayvan potansiyelinin en az 10 mislini beslemek mümkündür. Kars en çok sığır besleyen ildir. Canlı hayvan ticâretinin merkezidir.

Ormancılık: Kars ili orman bakımından müsait olmasına rağmen, orman varlığı zengin değildir. İl topraklarının ancak yüzde dördü ormanlarla kaplıdır. Orman ve fundalık saha 100 bin hektara yakındır. Ormanlarda daha çok sarıçam, ladin ve kızılağaç bulunur. Bu ormanlardan yaklaşık 75.000 m3 sanâyi odunu elde edilir.

Mâdenleri: Kars ilinde tuz, arsenik, asbest, manyezit, alçıtaşı, perlit kaynakları tesbit edilmişse de yalnız tuz kaynakları işletilmektedir.

Sanâyi: Sanâyi sektörü son senelerde gelişmektedir. Başlıca sanâyi tesisleri şunlardır: Çimento Fabrikası, Et Balık Kurumu Kombinası, Sümerbank Ayakkabı Fabrikası, Yem Fabrikası, İplik Fabrikası, Un Fabrikası, Deri İşleme Fabrikası, Karset sucuk ve Pastırma Fabrikası ve Tuğla Kiremit Fabrikasıdır.

Ulaşım: Havaalanı yoktur. Demiryolu mevcuttur. Hergün Haydarpaşa-Kars arasında karşılıklı ekspres ve haftada dört gün posta seferleri yapılır. Kars’la Malatya, Adana ve İskenderun arasında da tren seferleri vardır. Demiryolu, Kars’tan sonra Rusya’ya girer. Kars, Sarıkamış ve Selim istasyonları mevcuttur. Karayolu bakımından, Trabzon-Gümüşhane-Erzurum-Kars yolu ile Karadeniz’e bağlanır. Ankara-Sivas-Erzincan, Erzurum yolu Kars’ın Karakurt mevkiinde ikiye ayrılır. Bir yol Kars’a ve Rus sınırına gider. Diğer kol, Iğdır-Doğu Bayezid-İran sınırına ulaşır. Bu yollarla hem doğu hem de batı bölgelerine bağlanır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Nüfûsu: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 349.437 olup 127.179’u şehirlerde, 222.258’i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 8911 km2 olup, nüfus yoğunluğu 39’dur.

Örf ve âdetleri: Eski devirlerden bu yana pekçok kavim, millet ve medeniyetlerin gelip geçtiği bu bölgede Türk-İslâm kültürü hâkimdir. Diğer kültür ve milletlerin örf ve âdetleri, unutulmuştur. Kafkasyadan gelen Türkmen, Kıpçak, Azeri ve Kuman Türk boylarının tesirleri büyük ve derindir.

Kıyâfet: Giyim ve kuşamda Türkmen, Azeri, Kıpçak ve Kumanların tesiri hâkimdir. Kadınlar, başlarına yazma biçiminde “Leçık” veya “vala”, evli kadınlar gümüş para ve boncuklarla işlenmiş “puşi” bağlarlar. Kadınlar “boylama” denilen entâri kullanırlar. Önleri düğmeli “gofta” ile düğmesiz “pilati”gömlek giyerler. Yaşlılar düz ve geraler “gelinler” desenli peştamal kullanırlar. Erkekler Kars, Kağızman ve Sarıkamış’ta “börk” veya “Ahmediye” denilen başlıklar kullanılır. Alt kısma Azeri veya Ardahan şalvarı, sırta açık renkli kumaştan uzun kollu bileksiz ve yakasız “köynek” giyilir. Bunun üstüne giyilen “köynek” düğmelidir. Bunun “gazeki” denilen kısa eteklileri vardır. İnce deriden yapılan, bacağı ve ayağı iyice saran “civeki” denilen çizme giyilir.

Mahallî yemekleri: But etinden yapılan “taş köftesi”, “elma dolması” ile “gazayağı turşusu” meşhurdur.

Halk edebiyatı: Kars, halk edebiyatı bakımından çok zengindir. Çok sayıda halk ozanı(âşık) yetiştirmiştir. Başlıcaları. Torunî (Derunî), Dede Kasım, Âşık Tücarî, Çıldırlı Âşık Şenlik, Kağızmanlı Hıfzı, Âşık Zülâlî, Âşık Mudamî ve Âşık Vasî’dir.

Halk oyunları ve folklor: Halk oyunlarında Kafkas (Azerî) ve Türkmen boylarının oyunları oldukça fazladır. Oyunlar davul, klarnet, akordeun ve dize konularak çalınan bir kemençe (tar) ile oynanır. Meşhur oyunları ise, lezgi, kalehuri, Şeyh Şâmil, parpuri, üçayak, terekeme, Mirzayi, halay, döne, laçın, terslaçın, barı çüğürme ve kaççarıdır.

Eğitim

Kars ili eğitim bakımından komşu illere nazaran oldukça iyi sayılır. Okur-yazar nisbeti yüzde 75’e yaklaşmıştır. Okulsuz köy yoktur.

İlçeleri

Kars’ın biri merkez olmak üzere sekiz ilçesi vardır.

Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 120.351 olup, 78.455’i ilçe merkezinde, 41.896’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 50 köyü vardır. Yüzölçümü 1384 km2 olup, nüfus yoğunluğu 87’dir. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli araziden meydana gelir. Kuzey ve batısında Allahuekber Dağları yer alır. Başlıca akarsuyu Kars Çayıdır.

Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık metoduyla koyun ve sığır beslenir. Ekime müsâit alanlarda buğday, arpa, pamuk yetiştirilir. Arıcılık gelişmiştir. SEK Süt Fabrikası, Kars Yem Fabrikası, Çimento Fabrikası, Et Kombinası, Karataş Deri İşleme Fabrikası başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.

İlçe merkezi, Kars Çayı kenarında kurulmuştur. Erzurum-Ermenistan demir ve karayolu ilçeden geçer. Kars’ın çekirdeğini Kars kalesi teşkil eder. Bu kale şehrin sembolüdür. Şehir eski ve yeni olmak üzere iki kısımdır. Eski şehir, kalenin eteklerinde ve dik yamaçlı bir tepe üzerindedir. Sokakları dardır. Yeni şehir ise, eski Kars’ın güneyinde yer alır. İlçe belediyesi 1922’de kurulmuştur.

Akyaka: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 15.095 olup 2440’ı ilçe merkezinde, 12.655’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına ağlı 22 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikteki düzlüklerden meydana gelir. Arpaçay başlıca akarsuyudur.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve çavdardır. Yaylacılık metoduyla çok sayıda sığır ve koyun beslenir. Ermenistan sınırına yakın olduğundan sınır ticâreti gelişmektedir.

İlçe merkezi Arpaçay’ın kenarında kurulmuştur. Kars-Gümrü (Ermenistan) kara ve demiryolu ilçeden geçer. Arpaçay’a bağlı bir bucakken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1972’de kurulmuştur.

Arpaçay: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 27.016 olup, 2815’i ilçe merkezinde, 24.201’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 42, Başgedikler bucağına bağlı 17 köyü vardır. İlçe toprakları dağlarla engebeli yüksek platodan meydana gelir. Arpaçay ve kolları ilçe topraklarını parçalamıştır. Platonun ortalama yüksekliği 1500 metredir.

Ekonomisi tarıma ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve çavdardır. Yüksek yaylalarda başta sığır ve koyun olmak üzere hayvancılık yapılır. Sığır, ihracı önemli gelir kaynağıdır. Mandıralarda üretilen kaşar peyniri ünlüdür.

İlçe merkezi, Arpaçay’ın iki kenarında kurulmuştur. Kars’tan Ermenistan’a giden demiryolu ilçeden geçer. İl merkezine 55 km mesâfededir. Gümrü sınır kapısı bu ilçededir. Belediyesi 1927’de kurulmuştur. İlçe gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir.

Digor: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 27.759 olup, 2373’ü ilçe merkezinde, 25.386’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 41 köyü vardır. Yüzölçümü 1137 km2 olup nüfus yoğunluğu 24’tür. İlçe toprakları Erzurum-Kars platosunun doğusunda yer alır. Güneybatısını Yağlıca Dağı, kuzeydoğusunu Dumanlı Dağı engebelendirir. Başlıca akarsuları Arpaçayı ve Digor Çayıdır. Akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday ve arpadır. Sulama yapılan yerlerde patates, fasulye, mercimek, nohut ve meyve yetiştirilir. Hayvancılık geleneksel metodlarla yapıldığı için ürün düşüktür. El sanatları ve dokumacılık yaygın olarak yapılır.

İlçe merkezi, Digor Çayı vâdisinde kurulmuştur. İl merkezine 65 km mesafededir. Tarihî eserler bakımından zengindir. Dede Korkut’un sığırcılıkla ilgili hikâyeleri burada geçer. Oğuzların mukaddes saydığı, arması kabul ettiği karakuşun eti burada yenmez. Güzel manzarası ve soğuk suları meşhurdur. Mireni, Karabaş, Pekran, Akçakale ve Beş Kililise gibi târihî kalıntıları vardır. 1953’te ilçe olan Digor’un belediyesi aynı sene kurulmuştur.

Kağızman: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 49.129 olup, 15.274’ü ilçe merkezinde 33.855’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 41, Köfek bucağına bağlı 22 köyü vardır. Yüzölçümü 1792 km2 olup nüfus yoğunluğu 24’tür. İlçe toprakları dağlıktır. Batısında Aladağ, kuzeydoğusunda Yağlıca Dağı, güneyinde Aras Güneyi Dağları yer alır. Dağlardan kaynaklanan sularla beslenen Aras Irmağı, ilçe toprakları ortasından geçer. Güneydoğu bölümünde Deniz Gölü vardır. Aras’ın iki kıyısında dar düzlükler bulunur.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri elma, buğday, arpa, patates ve kayısıdır. İklim tarıma çok elverişli olduğundan tarım ürünleri çeşitlidir. Hayvancılık gelişmiştir. Yaylacılık metoduyla koyun beslenir. Canlı hayvan ticâreti yaygındır. İlçe topraklarında kayatuzu, asbest, magnezit yatakları vardır.

İlçe merkezi, Aras Irmağı kıyısında kurulmuştur. İl merkezine 68 km uzaklıktadır. Denizden 1600 m yüksekliktedir. Han surları ve eski şehir kalıntıları vardır. Keçivan Kalesi alınmaz bir kale olarak isim yapmıştır. Marpet Kalesi, Çingili Köyü Mabedi ve eski çağlara âit Akkereç Mağarası târihî yerleridir. İlçe belediyesi 1923’te kurulmuştur.

Sarıkamış: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 61.818 olup, 21.743’ü ilçe merkezinde, 40.075’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 14, Karakurt bucağına bağlı 26, Karaurgan bucağına bağlı 15 köyü vardır. Yüzölçümü 1951 km2 olup nüfus yoğunluğu 32’dir. İlçe toprakları yüksek dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Başlıca akarsuları Aras Irmağı ile Kars Çayıdır. Dağlık alanlar yer yer sarıçam ormanları ile kaplıdır.

Ekonomisi tarım ve ticârete dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, patates ve arpadır. Hayvancılık önemli gelir kaynağı olup daha çok, canlı hayvan ticâretine dayalıdır. Sümerbank ayakkabı fabrikası, tuğla ve kiremit fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçede askerî birliklerin oluşu ticâretin gelişmesini sağlamıştır. İlçe topraklarında perlit yatakları vardır.

İlçe merkezi, Kars Çayı vâdisinde, denizden 2125 m yükseklikte kurulmuştur. Erzurum-Kars kara ve demiryolu ilçeden geçer. İl merkezine 51 km mesâfededir. İlçe belediyesi 1923’te kurulmuştur.

Selim: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 29.244 olup 3957’si ilçe merkezinde, 25.287’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 53 köyü vardır. Yüzölçümü 1011 km2 olup, nüfus yoğunluğu 30’dur. İlçe toprakları dağlıktır. Batı ve kuzeyinde Allahuekber Dağları, güneyde Aladağ yer alır. Başlıca akarsuyu olan Kars Çayı çevresinde Selim Ovası vardır.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri arpa, buğday ve patatestir. Daha çok sığır beslenir. İlçe merkezi Kars Çayı vadisinde kurulmuştur. Erzurum-Kars karayolu ilçenin 1 km kuzeyinden geçer. İl merkezine 31 km mesâfededir. Demiryolu ilçenin 5 km uzağından geçer. Belediyesi 1957’de kurulmuştur.

Susuz: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 19.025 olup, 2937’si ilçe merkezinde, 16.088’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 28 köyü vardır. Yüzölçümü 645 km2 olup, nüfus yoğunluğu 30’dur. İlçe toprakları dağlarla kaplıdır. Batısında Allahuekber Dağları kuzeyinde Kısır Dağı, güneyinde Erzurum-Kars platosu yer alır. Kars Çayı ve kolları başlıca akarsularıdır. Aygır Gölü güneybatısında yer alır.

Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık metoduyla çok sayıda sığır ve koyun beslenir. ekime elverişli toprakları azdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve patates olup, az miktarda fasulye ve nohut yetiştirilir.

İlçe merkezi, Posof ve Ardahan’ı Kars’a bağlıyan karayolu üzerinde kurulmuştur. Gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 23 km mesafededir. Eski adıGılavuz’du. 1959’da ilçe olan Susuz’un belediyesi aynı sene kurulmuştur.

Târihî Eserler ve Turistik Yerleri

Kars tabiî güzellikleri ve târihî eserleri bakımından zengindir. Târihî eserlerin çoğu yıkık durumdadır. İlk yapılış şeklini koruyan eser çok azdır.

Kars Kalesi: 1152’de Saltukoğullarında Sultan Melik İzzeddin tarafından Mîmar Firuz Ağaya yaptırılmıştır. Sultan Üçüncü Murad Han devrinde büyük ölçüde tamir ettirilmiştir. İçkale günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir. Dışkale surlarının kalıntıları vardır. Kalede 220 burç ve kule 2000 mazgal bulunur.

Evliyâ Câmii: 1579’da yapılmıştır. Bu devirde yapılan camilerin en önemlilerindendir. 1628’de yıkılmışsa da sonradan tâmir ettirilmiştir.

Beylerbeyi Sarayı: 1579’da devrin Beylerbeyisi için yapılmış iki katlı bir binâdır. Osmanlı devri sivil mîmârîsinin güzel örneklerindendir. 1828’de Osmanlı-Rus savaşında yıkıldı ise de yeniden yapılmıştır.

Havarîler Kilisesi: 932-937 seneleri arasında yaptırılmıştır. 1579’da câmiye çevrilmiş ve Kümbet Câmii ismini almıştır. 1778’de Ruslar tarafından tâmir ettirilerek tekrar kiliseye çevrilmiştir. Günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

Mesire yerleri: Kars ili, yaylaları, gölleri ve temiz havası bakımından çok zengin illerimizdendir. Sarıkamış ilçesine 4 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeri olan Soğuksu ilin önemli mesire yerlerindendir. Sarıkamış ormanları gezilmeye değer güzel yerlerdir.

Kaplıcalar: Kars, şifalı su kaynakları bakımından da zengin ise de, gerektiği şekilde faydalanılmamaktadır. Şifalı su kaynaklarının çoğunda tesis yoktur. İlin çeşitli yerlerinde maden suları çıkmaktadır.

KARS DESTANI

İslâm ehli olan işitsin, bilsin,

Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.

İsterse Urus il ne ki var gelsin,

Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.

Kuşanın kılıcı, giyinin donu,

Kavga bulutları sardı dört yanı.

Doğdu koç yiğidin şan alma günü,

Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.

Asker olan bölük bölük bölünür,

Sandınız mı Kars Kalesi alınır?

Boz atlar üstünde kılıç salınır,

Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.

Kavga günü namert sapa yer arar,

Er olan göğsünü düşmana gerer.

Cümle ervah bizle meydana girer.

Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.

ŞENLİK, ne durursuz atlara binin…

Sıyra kılıç düşman üstüne dönün.

Artacaktır şanı, şanlı vatanın,

Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.

AŞIK ŞENLİK

Kaynak Rehber Ansiklopedisi