KOMŞU HAKKINDA BİLGİ


KOMŞU HAKKINDA BİLGİ NEDİR, KOMŞU HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, KOMŞU HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, KOMŞU HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, KOMŞU HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Alm. Nachbar (-in (f)) (m), Fr. Voisin (-e (f) ) (m), İng. Neighbor. Toplum hayatında, fertlerin birbirleriyle ev, ticârethâne, arsa vs. sebebiyle olan bitişik veya yakınlık hâli.

Komşuluk, insanların toplum hâlinde yaşamalarının zarûrî bir neticesidir. Komşu, komşuya dâimâ muhtaçtır. İnsan toplumunda, âile fertleri arasındaki yakınlık münâsebetleri ilk sırayı alır. Âile fertlerinden sonra birbirine en yakın olan komşulardır. Hattâ öyle denebilir ki, komşunun canı, malı, nâmusu ve şerefi, komşuya emânettir. “Ev alma, komşu al!” sözü, bu gerçeği ifade etmek için söylenmiştir. İyi komşu, insanın huzuruna, saâdetine, kötü komşu da felâketine sebeb olur.

Toplum hayatının vazgeçilmez bir unsuru olan komşular arasındaki münâsebetleri, bütün ilâhî dinler ve hukuk sistemleri bir düzene bağlamıştır. Komşuluk hukûkuna riâyet edilen toplumlarda huzur ve emniyet sağlanmıştır. Komşusu açken karnı tok yatan toplumlarda dâimâ düşmanlık, kin, haset ve her türlü kötülük zuhur etmiştir. Komşuların birbirleriyle iyi münâsebetler içinde olmaları toplumun huzur ve saâdetine sebeb olur.

Türk toplumunda komşuluk münâsebetlerinin önemli bir yeri vardır. Bugüne kadar uzanan iyi komşuluk münâsebetlerinin kökü, bin yıla ulaşan bir geçmişe dayanır. Türklerin İslâmiyeti kabulünden sonra, beşerî münâsebetlerin her kisiminde köklü değişiklikler olmuş, her türlü örf ve âdetlerinde İslâm ahlâkına uygunluk görülmüştür.

İslâmiyet, komşusunun hakkını gözetmeyi ehemmiyetle bildirmiştir. Onların canlarını, mallarını, nâmus ve şereflerini korumayı bir vazife olarak yüklemiştir. Bunun için her Müslümanın, sâlih (iyi) komşular arasında ev araması lâzım olduğunu emretmiştir. Hadîs-i şerifte; “Ev satın almadan evvel, komşuların nasıl olduğunu araştırınız! Yola çıkmadan evvel, yol arkadaşınızı seçiniz!” buyruldu. Onlara yardım etmek, hatırlarını sormak, üzüntülü, kederli zamanlarında tesellî etmek, sevinçlerini paylaşmak, onları incitecek davranışlardan sakınmak İslâmiyetin emridir. Allahü teâlâ, Nisâ sûresi 36. âyetinde meâlen; “Allah’a kulluk edin, O’na hiçbir şeyi eş tutarak şirk koşmayın; anaya babaya iyilik edin. Akrabanıza, öksüzlere, yoksullara, yakın komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmış yolcuya, hizmetinizde bulunanlara iyilik yapıp, yardımda bulunun.” buyurmaktadır. Peygamber efendimiz de; “Komşuya hürmet etmek, anaya hürmet etmek gibi lâzımdır.” buyurdu.

Komşuya hürmet, onunla iyi geçinmektir. Onun aç olduğunu bilerek tok yatmamaktır. Allahü teâlânın kendisine ihsân ettiği rızıklardan ona da vermelidir. Onu incitecek söz ve hareketlerde bulunmamalıdır. Sevgili Peygamberimiz; “Cebrâil bana komşu hakkında o kadar tavsiyelerde bulundu ki, ben komşuyu komşuya vâris yapacak sandım.” buyurmaktadır. Bir defa da: “Vallahi tam îmân etmiş olmaz.” buyurdu. Ve bunu üç kere tekrarladı. Eshâb-ı kirâm; “Yâ Resûlallah, kim bu?” diye sordular. “Şerrinden komşuları emin olmayan kimse.” cevâbını verdiler ve ilâve ettiler: “Allah’a ve âhiret gününe îman eden, komşusuna iyilik etsin, Allah’a ve kıyâmet gününe inanan misâfirine ikrâm etsin, Allah’a ve âhirete inanan, ya hayır söylesin, ya sussun!”

İslâmiyet, Müslüman olmayan zımmî komşuya bile iyilik yapmayı bildirmiştir. Hadîs-i şerîfte; “Zımmî komşunun bir hakkı, Müslüman komşunun iki hakkı, akraba olan komşunun üç hakkı vardır.” buyruldu. Komşusunun evine, pencerelerine bakmayı yasak etmiştir. İslâmiyette komşu sayılacak evlerin adedi, zamanın şartlarına ve insanın yardım kudretine göre değişir. Her taraftan birer, ikişer ve nihâyet kırk ev komşuluk hakkına mâlik olur. Komşunun yaptığı eziyetlere ve câhilce hareketlerine sabretmeli, karşılık vermemelidir. Komşularına nasîhat etmeyen, güler yüzlü, tatlı dilli davranmayan, ziyarette bulunmayan, hastasını ziyâret etmeyen kimse komşu hakkını yerine getirmemiş olur.

Komşunun çocuklarını okşamalı, nasîhat etmeli günah işlememelerini tatlı dil ile söylemelidir. Hadîs-i şerifte buyruldu ki: “Evinizde pişen yemekten komşunuzun hakkını veriniz.” buyruldu. Ödünç istediğinde hemen vermeli, sıkıntıya düşünce imdâdına yetişmelidir.

Türk Medenî Kânunu’nda komşuluk hakları ile ilgili birçok maddeler yer almaktadır. Bir gayrımenkulün mâlikinin, komşu gayri menkulün mâlikine karşı belirli şeyleri yapma veya bunlardan kaçınma borcu vardır. Bu mükellefiyetleri şöyle sıralamak mümkündür:

1. Zarar ve rahatsızlık vermekten kaçınma (mad.661).

2. Komşu arsaya zarar verecek kazı ve inşâat yapmamak (mad.662,656).

3. Komşu gayri menkuldeki ağaç ve köklerin kendi arâzisine geçmesine katlanma (mad.664, 665).

4. Dikilecek şeyler hakkındaki hükümlere uyma (mad.665).

5. Kendi kendine akan suların akışını kesmeme (mad.666).

6. Kurutulacak bataklık sularına katlanma(mad. 667).

7. Mecrâların geçirilmesine katlanma (mad.668, 669).

8. Hâil (perde, engel) koyma mecburiyeti (mad.673)

9. Komşuların müşterek olarak faydalandıkları tesisâtın yapılması ve korunması masraflarına katılma (mad.674).

10. Komşu gayri menkul için gerekli zarurî geçit hakkını tanıma.

Kat mülkiyetinden doğan komşuluk hakları da ilgili kânunda düzenlenmiştir.

İslam hukûkundaki komşuluk haklarını ilgilendiren hükümlerden bâzılarıMecelle’de şöyle düzenlenmiştir:

Madde 1198- Komşusuna “zarar-ı fâhiş” yapamaz. Kullanmaya mâni olan şeyler, zarar-ı fâhiştir. Demirci dükkânı, değirmen, bitişik binâyı sallarsa veya fırın dumanı, yağhânenin pis kokusu, harman tozları, bitişik evde oturulamayacak kadar sıkıntı verirse; değirmenin, bostanın su yolu, evin temelini, duvarını gevşetirse; çöplük bitişik evin duvarını çürütürse; harman yerine bitişik yapılan yüksek binâ, harmanın rüzgârını keserse; manifaturacı dükkanı yanında yapılan aşçı dükkânının dumanları kumaşlara zarar verirse; lâğım, kanalizasyon yollarının sızıntılarından komşu duvarı zarar görürse; sonra yapılanlar zarar-ı fâhiş olup, men edilirler.

Madde 1201- Evin havasını, manzarasını, güneş görmesini kapatmak, zarar-ı fâhiş sayılmaz. Bir odanın ziyâsını (ışığını) tamâmen kesmek, zarar-ı fâhiş olur.

Madde 1210- Arada müşterek olan duvarı, biri ötekinin izni olmadıkça yükseltemez ve üzerine binâ yapamaz.

Madde 1192- Herkes mülkünü dilediği gibi kullanır. Fakat, başkasının hakkına dokunursa, bu kullanması sınırlanır. Meselâ, İslâmiyette kat mülkiyeti vardır. Fakat, üst kat sâhibinin apartmanın temelinde ve alt kat sâhibinin de çatıda hakkı vardır. Birisi, ötekinin izni olmadıkça, kendi katını yıkamaz.

Madde 1200- Bir evin kanalizasyonundan, komşunun evine sızarak zarar verirse, tâmir etmesi lâzım olur.

Madde 1212- Komşusunun su kuyusuna yakın lağım yaparak, kuyu kirlenirse, tâmiri mümkün olmazsa lağım oradan kaldırılır.

Madde 1308- Ortak mülkün tâmiri, hisselere göre ortaklaşa yapılır. Hisse sâhiplerinden biri yok ise ve tâmir edecek kimse hâkimden izin alırsa, masraftan ötekine düşen payı ondan isteyebilir.

Madde 1321- Nehirlerin, göllerin, barajların tâmirini beytülmâl yâni devlet yapar. Devletin parası yetişmezse, istifâde edenlerden toplanır.

Komşulukla ilgili hadîs-i şerîfler:

Komşusunun aç yattığını bildiği halde, kendisi tok yatan kimse, lâyıkı ile îmân etmiş değildir.

Kulun îmanı, kalbi doğrulmadan, kalbi de dili doğrulmadan doğrulmaz ve komşusu zulmünden emîn olmadan da Cennet’e giremez.

Civârındaki komşu ile iyi geçin ki Müslüman olasın.

Kıyâmet gününde ilk hasımlar komşulardır.

Komşunun mîrâs gibi hakkı vardır, o da komşuluk hakkıdır. Eğer Müslüman ise sende iki hakkı vardır. Biri komşu hakkı, biri de Müslüman hakkı.

Kapısı, kapına bakan komşu daha çok hak sâhibidir.

Gördüğü iyilikleri gizleyip, gördüğü kötülükleri teşhir eden kötü komşudan Allah’a sığının.

Çok namaz kılan, oruç tutan, sadaka veren, fakat dili ile komşularını incitenin gideceği yer Cehennem’dir.

Geniş ev iyi komşu Müslümanın saâdetindendir.

Komşu hakkının ne olduğunu biliyor musunuz? Yardım isterse yardım edin, borç isterse borç verin, fakir ise ihtiyacını görün, hasta olursa ziyâretine gidin, ölürse cenâzesinin arkasından gidin, sevinirse sevinin. Üzüntülü zamanında hal ve hâtırını sorun, üzülmeyin deyin. Rüzgarına mâni olmamak için ona bakan duvarı çok yüksek yapmayın. Yediğiniz meyveden ona gönderin, veremezseniz gizli yiyin. Çocuğunuzun eline yiyecek verip dışarı çıkarmayın. Yemeğinizin kokusu ile komşuları üzmeyin. Pişirdiğiniz yemekten bir tabak da ona gönderin.

Çorba pişirdiğin zaman suyunu çoğalt; sonra komşularından bir ev halkının durumuna bak da, o çorbadan onlara da bir iyiliğin dokunsun.

Sıkıntıya düşen komşusuna yardım eden, sıkıntısını gideren kimseye, Allahü teâlâ kıyâmet günü kıymetli elbise giydirecektir.

Allahü teâlâ, bir sâlih Müslümanın hürmetine, komşularından binlerce belâyı, felâketi uzaklaştırır.

Kendisinin iyi mi, kötü mü olduğunu anlamak isteyen kimse, sâlih, hâlis olan komşularının kendisi hakkında ne dediklerini öğrensin! İyi kimsedir diyorlarsa, ind-i ilâhî’de iyi olduğunu anlasın.

Komşulukla ilgili atasözleri:

Komşu hakkı büyük, saymayan hödük!

Komşu komşudan huy kapar.

Komşu komşunun külüne muhtaçtır.

Komşuda pişer, bize de düşer.

Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.

Komşuna tavuk iste ki, Allah sana kaz versin.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi