KÜTÜPHÂNECİLİK HAKKINDA BİLGİ


KÜTÜPHÂNECİLİK HAKKINDA BİLGİ NEDİR, KÜTÜPHÂNECİLİK HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, KÜTÜPHÂNECİLİK HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, KÜTÜPHÂNECİLİK HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, KÜTÜPHÂNECİLİK HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Alm. Bibliothekarberuf (m), Fr. Proession (f) de bibliothécaire, İng. Librarianship, library profession. Kütüphâne idâresi, kütüphâneye yayın temini, bu yayınların kataloglanıp sınıflandırılması, muhâfazası ve araştırmacıların faydalanması için ilgili kural ve uygulamaları tesbit eden ve kütüphânelerle ilgili problemleri çözmekle uğraşan bir uzmanlık ve bilim dalı.

Kütüphâneler eski çağlardan beri bulunmasına rağmen kütüphânecilik adıyla bir ilim ve uzmanlık dalı mevcut değildi. İslâm ülkelerinde kütüphâneler hâzin veya hâfız-ı kütüp denilen yüksek ilmî kariyere sâhib olan uzman kütüphâneciler tarafından idâre edilirdi. Umûmî kütüphânelerde vazîfe yapan hâfız-ı kütüpler belli kâidelere göre seçilirdi. Hâfız-ı kütüp yeni çıkan kitapları kütüphâneye alır, katalogların titizlikle yapılmasına, güzel tanzim ve tertib edilmesine rehberlik eder, mümkün olduğu kadar bütün okuyuculara her türlü kolaylığı sağlardı. Kitapları yıpranmaktan korumak, tâmire ihtiyâcı olanları tâmir ettirmek, ciltletmek, ehli olmayan kimselere karşı kitabı esirgemek onun vazifelerindendi. Kütüphânelerin idârî âmiri olan hâfız-ı kütüpler bütün kitapların konularıyla ilgili bilgilere sâhip kimselerdi. Kütüphânelerde diğer dillerde yazılan eserleri kendi dillerine çevirmekle vazifeli çeşitli dilleri bilen mütercimler bulunurdu. Peygamber efendimizin; “İlim, Çin’de de olsa alınız.” hadîs-i şerîfine uyan Müslüman mütercimler her asırda Müslüman olmayan diğer milletlerin ortaya koyduğu ilmî eserleri kendi dillerine tercüme etmek sûretiyle ilme ve Müslümanlara hizmet etmişlerdir. Matbaanın yaygın olmadığı devirlerde, yeni çıkan bir kitaptan başka nüshalar yazmak için kütüphânelerde çalışan yazısı güzel, kusursuz ve titiz kimseler bulunurdu. Müstensih adı verilen bu vazifeliler kütüphânelere yeni ve çok kıymetli eserler kazandırmışlardır.

Kütüphânelerde, ciltsiz veya ciltleri yıpranmış olan kitapları ciltlemekle vazifeli kimseler bulunurdu. İlk zamanlar kuru deri ile cilt yapan ve mücellit adı verilen bu vazifeliler daha sonraki devirlerde tezhib ve süsleme sanatıyla da zirveye ulaşarak ilme ve İslâmiyete hizmet etmişlerdir. Kütüphânelerdeki kitapları okuyuculara bulup getirmekle, kitapların raflardaki yerini göstermekle ve kütüphânelerin temizlik döşeme ve bazı hizmetlerini yürütmekle vazifeli kimseler de bulunurdu.

Emevîler, Abbâsîler, Endülüs Emevîleri, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Memlükler ve Osmanlılar devirlerinde devlet, vakıflar ve şahıslar tarafından kurulan kütüphânelerin belli çalışma şartları vardı. Kütüphânelerin açılış ve kapanış saatleri, okuyuculara ne şekilde hizmet verileceği, kitapların korunması, kataloglanması, kütüphânede vazife yapan personelin hangi kâbiliyetlere sâhip olması gerektiği, vazifeleri ve ücretleri en ince teferruatına kadar sağlam bir şekilde tesbit edilmişti. Bu çalışmalar her ne kadar kütüphânecilik adıyla bilinmiyorsa da birçok hususlarda bugünkü modern kütüphânecilikten üstün durumdaydı.

İslâm dünyâsında eskiden beri mevcut olan kütüphâneciliğin Avrupa’da ortaya çıkışı ise 19. yüzyılın ikinci yarısındadır. Kütüphânecilik 19. yüzyıla kadar Anatol France, Leibniz, Voltaire gibi bilgin, yazar ve edebiyatçılar tarafından ek görev olarak yapılıyordu. Kitap sayısında hızlı artış ortaya çıkınca kütüphânecilik hizmetlerinde de gelişme ihtiyacı duyuldu. Kütüphâne ve kütüphâneciliğe daha çok önem verilmeye başlandı. Uzman kütüphâneciliğe duyulan ihtiyaç sebebiyle birçok ülkede kütüphânecilik okulları açıldı. 1829’da Paris’te “Ecoles de Chartes” adıyla açılan arşiv okulu kütüphânecilik okullarının ilki sayılır.

Kütüphâneciler için eğitim proğramı hazırlayan Melvil Dewey’in öncülüğünde 1887’de Kolombiya’da ilk Amerikan kütüphânecilik okulu “School of LibraryEducation” açıldı. İngiltere’de ise ilk kütüphânecilik okulu 1919’da açıldı.

Avrupaî tarzda kütüphânecilik öğretimi Türkiye’de 1925 yılında açılan kurslarla başladı. Fehmi Edhem Karatay tarafından İstanbul’da Süleymâniye Medresesinde açılan kütüphânecilik kursuna İstanbul kütüphânelerindeki memurlar katıldı. F. E. Karatay bu kurs süresince anlattıklarını içine alan notlarını Osmanlıca taş basması olarak Kütüphânecilik, Tasnif-i Âşârî Kavâidi ve Kitabiyât adlarıyla neşretti. 1936’da Millî Eğitim Bakanlığı Kütüphâneler Dâiresi Başkanlığı tarafından Ankara’da ikinci bir kütüphânecilik kursu açıldı. Daha sonra Millî Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürü Adnan Ötüken 1942-52 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Târih Coğrafya Fakültesinde kısa süreli kurslar açarak halk evleri kütüphâne personelini yetiştirmeye çalıştı. 1952’de MillîEğitim Bakanlığı KütüphânelerGenel Müdürlüğü tarafından İstanbul Şarkiyat Enstitüsünde kurs açıldı. Daha sonraki yıllarda açılan hizmetiçi eğitim kursları devam etmektedir.

Ankara’da Dil ve Târih Coğrafya Fakültesinde 1954-55 yılında yüksek öğrenim düzeyinde kütüphânecilik bölümü açıldı. 1964-65 ders yılında da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Kütüphânecilik bölümü öğretime başladı. Uzun müddet Prof. Dr. Fâruk Kadri Timurtaş’ın başkanlığında gelişmesini tamamladı. Ankara Hacettepe Üniversitesinde 1972’de açılan Kütüphânecilik ve Dökümantasyon Enstitüsü yüksek lisans öğretimi vermekteyken 1974’te lisans öğretimine geçti.

Türkiye’de kütüphâneciliğin geliştirilmesi ve çağdaş düzeye çıkarılması, meslek çalışanları arasında iletişimin sağlanması, kütüphânecilerin özlük haklarının iyileştirilmesi ve bilgi alışverişinin temini gâyesiyle 1949’da Türk Kütüphâneciler Derneği kurulmuştur. Dernek 1952’den beri Türk Kütüphâneciler Derneği Bülteni adıyla meslekî bir dergi yayınlamaktadır. Ayrıca 1964’ten bu yana her yılın Mart ayının son haftası Kütüphâne Haftası olarak kutlanmaktadır.

Çağın ihtiyaçlarına göre yeni teknik gelişmeler doğrultusunda yönlendirilen kütüphânecilikte bilgisayar kullanımına önem verilmektedir. Birçok ülkede kütüphâneciliğin gelişmesi ve uzman kütüphânecilerin yetişmesiyle ilgili, milletlerarası, millî ve mahallî kuruluşlar vardır. 1876’da kurulmuş olan Amerikan Kütüphâne Birliği (ALA), 1895’te çalışmaya başlayan Milletlerarası Dökümantasyon Federasyonu(FID), 1927’de kurulan Milletlerarası Kütüphâne Dernekleri Federasyonu(IFLA), 1963’te kurulan pekçok devletin ve çok sayıda milletlerarası kuruluş kütüphânelerinin bağlı olduğu Milletlerarası Kütüphâneler Birliği (AIL) bu kuruluşların başlıcalarıdır. Milletlerarası Standartlaşma Organizasyonu (ISO) ve Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Teşkilâtı (UNESCO) bu kuruluşların çalışmalarına çeşitli şekillerde katkıda bulunmaktadır.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi