MEHMED VEHBI HAKKINDA BİLGİ


MEHMED VEHBi HAKKINDA BİLGİ NEDİR, MEHMED VEHBi HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, MEHMED VEHBi HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, MEHMED VEHBi HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, MEHMED VEHBi HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmetinin Üçüncü Şer’iye ve Evkaf Vekili (Bakanı). 1861 yılında Konya’nın Hâdim kazâsının (ilçesinin) Kongul köyünde doğdu. 1949 yılında Konya’da öldü. Konyalı Vehbi Efendi ismiyle meşhur olup, ilk tahsilini köyünde yaptı. Daha sonra Tokmakzâde Mehmed Efendi ve Hâfız Ahmed Efendiden sarf, nahiv; Konya Şirvaniye Medresesinde Kadınhanlı Hacı Hüseyin Efendiden, Molla Câmî denilen Arapça gramer kitabını okudu. Tavaslı Osman Efendiden fıkıh ve fıkıh usûlü derslerini aldıktan sonra ders okutmaya ve icâzet vermeye başladı. 1899 yılında Mahmûdiye Medresesi müderrisi, 1901 yılında Konya Hukuk Mahkemesi üyesi oldu. 1907-1908 yılında, İstanbul’da açılan Mekteb-i Hukuk (Hukuk Fakültesi) öğretim üyesi oldu.

1908 yılında İkinci Meşrûtiyetin îlânından sonra, Konya Mebûsu olarak İstanbul Mebûsân Meclisine katıldı. Bir ara Konya Vâli Vekilliğine getirildi. Altı ay kadar bu vazifede bulundu. 1919 yılında tekrar İstanbul Mebûsan Meclisine Konya Mebûsu olarak seçildi. 16 Mart 1919’da İstanbul’un İngilizler tarafından işgâli üzerine meclis tarafından bâzı milletvekilleriyle Mehmed Vehbi de Ankara’ya gönderildi. Siyâsî hayattan çekilinceye kadar Atatürk’ün yanında kalıp, onun düşüncelerini bütünüyle destekledi. Ankara’da bulunduğu bu sıralarda Çumra’da çıkan isyânı bastırmak üzere Rafet Paşa ile birlikte Konya’ya gitti.

Mehmed Vehbi, 23 Nisan 1920 yılında Ankara’da açılan Büyük Millet Meclisine Konya Mebûsu olarak katıldı ve bir müddet de meclis Başkan Vekîli olarak bulundu. Daha sonra askere erzak toplamak için Konya’da kaldığı sırada, Atatürk’ün bir telgraf göndererek çağırması üzerine Ankara’ya döndü. Fevzi Paşa kabînesindeki Şer’iye ve Evkaf Vekilliğinden çekilen Eskişehir Mebûsu Abdullah Azmi Efendinin yerine tâyin edildi. Bu görevde iken 1922 yılının Kasım ayında Osmanlı Padişâhı Vahideddîn Hanın hal edilmesine dâir verdiği fetvâsı, mecliste ittifakla kabûl edildi. Daha sonra Şer’iyye Vekilliğinden ayrılıp, Şemseddîn Günaltay’ın tavsiyelerine uyarak Hülâsatü’l Beyân fî Tefsîri’l Kur’ân adlı eserini yazdı. 1949 yılında 87 yaşındayken Konya’da öldü. Cenâzesi Musallâ Kabristânına defnedildi.

Eserlerinin en tanınanı Hülâsâtü’l-Beyân fî Tefsîr-il-Kur’ân’dır. Bundan başka; Akâid-i Hayriyye, Ahkâm-ı Kur’âniyye ve Sahîh-i Buhârî muhtasarının tercümesi ve Siyâsî Hâtıraları vardır.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi