MUHAMMED ŞAZILI HAKKINDA BİLGİ


MUHAMMED şaZiLi HAKKINDA BİLGİ NEDİR, MUHAMMED şaZiLi HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, MUHAMMED şaZiLi HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, MUHAMMED şaZiLi HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, MUHAMMED şaZiLi HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

on beşinci asırda Mısır’da yetişen evliyânın büyüklerinden. İsmi, Muhammed eş-Şâzilî el-Mısrî el-Hanefî, lakabı Şemsüddîn’dir. Hazret-i Ebû Bekr’in soyundandır. Doğum târihi bilinmemektedir. 1443 (H. 847) senesinde Mısır’da vefât etti. Berekât denilen yerdeki kabri ziyâret edilmektedir.

Küçük yaşta öksüz kalan Muhammed Şâzilî teyzesinin yanında büyüdü. Sanata verdiler. Fakat sanata devâm etmek istemeyince medreseye kaçtı. Meşhûr muhaddis ve büyük âlim İbn-i Hacer el-Askalânî ile birlikte ilim tahsil etti. Medresede okuduğu sırada, dersten çıkınca kitap satmakla geçimini temin etti. Ona bâzı kimseler uğrayıp; “Yâ Muhammed! Sen dünyâ için yaratılmadın” dediler. Bu söz üzerine kitap ticâretini terk edip, insanlardan uzak bir yerde halvete, yalnızlığa çekildi. Halvete çekildiği sırada on dört yaşında idi.Yedi sene müddetle insanlar arasına karışmadı. Yedi seneden sonra halvetten çıkıp insanlar arasına katıldı. Şâziliyye yolu büyüklerinden Nâsırüddîn bin Meylak’tan tasavvuf ilmini öğrendi. Halvette kaldığı sırada ve halvetten sonra tasavvuf yolunda ilerledi. Evliyâlıkta bütün makamları geçti. İlim, amel, zühd ve Allahü teâlâya muhabbette pek ileri oldu. Onun sohbetlerinde pekçok kimse hidâyete kavuştu. İslâm dünyâsının her tarafından onun huzûruna gelenler halledemedikleri meseleleri ondan sordular, tatmin edici cevaplar aldılar. Başka ülkelerden gelenlerle onların lisânı ile sohbet etti. Büyüklüğüne inanmıyanlar huzûruna geldiklerinde mahcup olurlar, tövbe edip talebesi olmak isterlerdi.

Muhammed Şâzilî çok pahalı ve kıymetli elbiseler giyerdi. Evliyânın halleri hakkında bilgi sâhibi olmayanlardan birisi, bundan dolayı ona kızdı ve şöyle dedi: “Evliyânın, sultanlara yakışacak böyle elbiseler giymekten uzak durması lâzımdır. Eğer bu zât gerçekten velî ise o elbiseyi bana verir, ben de onu satar, parasını çoluk-çocuğuma harcarım.” Muhammed Şâzilî toplantıdan ayrılınca, elbiseyi çıkardı ve; “Bunu filân kimseye verin. Satsın ve parasını çoluk-çocuğuna harcasın.” buyurdu. Adam onu aldı sattı ve; “Bu, Allah için verilen yardımdır.” dedi. İkinci toplantıya gelişinde o elbiseyi yine Muhammed Şâzilî’nin üzerinde gördü. Elbiseyi onu sevenlerden birisi satın almıştı. O zaman adam şöyle dedi: “Bu elbise Muhammed Şâzilî’den başkasına yakışmaz.” Bunun üzerine Muhammed Şâzilî elbiseyi yine aynı adama hediye etti.

Bir defâsında Mâlikî kâdılarından biri Muhammed Şâzilî hazretlerini imtihan etmek için gelmişti. Durumu kendisine bildirilince; “Ben fakirlerin seccâdesi üzerinde oturuyorum, gücü yeterse istediğini sorsun” buyurdu. Kâdı gelince Muhammed Şâzilî’ye soru sormağa başladı. Fakat bir iki soru sorup cevâbını tam aldıktan sonra sormak istediği soruları unuttu. Sonra sarığı çıkardı. İstiğfâr etti. Evliyâyı inkâr etmiyeceğine ve onlara itirâz etmiyeceğine dâir söz verdi.

Muhammed Şâzilî çok cömert olup, fakirlere tasaddukta bulunurdu. Sadaka verecek birşey bulamadığı zaman, sevenlerinden ödünç alır, sadaka verir, sonra da onlara öderdi. Bu şekilde aldığı borçlar 60 bin dirhem oldu. Bir gün birisi elinde büyük bir keseyle geldi ve; “Muhammed Şâzilî’de kimin alacağı varsa gelsin.” dedi. Bütün borçlarını ödedi. Hazır bulunanlardan hiçbiri bu kimseyi tanımadı. Muhammed Şâzilî’ye sordular. O da; “Kudretin tecellisidir. Allahü teâlâ bizim borcumuzu ödemek üzere gönderdi.” buyurdu.

Pek büyük kerâmetleri görülen Muhammed Şâzilî ömrünün sonuna doğru hastalandı. Yedi sene hastalık çekmesine rağmen “Ah” bile demedi. Ölüm hastalığı sırasında buyurdu ki; “Kimin bir hâceti olursa kabrime gelsin. Onu yerine getiririm. Çünkü sizinle benim aramda bir karış topraktan başka engel yoktur. Bir karış toprak onunla talebeleri ve dostları arasında engel olan kimse velî değildir.”

Muhammed Şâzilî buyurdu ki:

Sakın evliyânın kerâmetini inkâra kalkışmayın. Zîrâ kerâmet, Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerle sâbittir. Âdet dışı hallerin olması velîler için câizdir. Ehl-i sünnet vel-Cemâat mezhebinin îtikâdı böyledir.

Velî, “Lâ ilâhe illallah” deyip bunun şartlarını yerine getiren kimsedir. Bunun şartları; Allahü teâlâyı ve O’nun Resûlünü sevmek ve dost edinmektir.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi