MUHAMMED TEVFIK BOSNAVI HAKKINDA BİLGİ


MUHAMMED TEVFiK BOSNAVi HAKKINDA BİLGİ NEDİR, MUHAMMED TEVFiK BOSNAVi HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, MUHAMMED TEVFiK BOSNAVi HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, MUHAMMED TEVFiK BOSNAVi HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, MUHAMMED TEVFiK BOSNAVi HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

on sekizinci yüzyılın sonu ve on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Anadolu’da yetişen evliyâdan. Fâtih civârında bulunan Zeyrek hamamını işlettiği için Hamâmî, Unkapanı’nda konağı olduğu için Unkapânî, aslen Bosnalı olduğu için Bosnavî nisbeleriyle bilinir. 1785 (H.1200) senesinde Bosna’da doğdu. 1866 (H.1283) senesinde İstanbul’da vefât etti. Kabri Üsküdar’da, İcâdiye semtindeki Nalçacı Halil Dergâhının bahçesindedir.

Çocukluğu ve gençliği hakkında kaynaklarda fazla bilgi bulunmayan Muhammed Tevfik Efendi İstanbul’a gelerek Hüsrev Paşanın konağında kethüdâ oldu. Hüsrev Paşanın kethüdâsı iken İstanbul’da birçok zâttan ilim öğrendi. On birinci hocası olduğu söylenen Etyemez Dergâhının şeyhine hizmet ederken, kendisini bir cezbe hâli kapladı. Ona her gördüğü eşya, “Beni Allahü teâlâ yarattı” diyordu. Uzun müddet bu hâli devâm etti. Hüsrev Paşa onu Kuşadalı İbrâhim Halvetî’ye götürdü. Muhammed Tevfik Bosnavî başından geçenleri anlattı ve İbrâhim Halvetî’den kendisini talebeliğe kabûl etmesini istedi. Kuşadalı İbrâhim Halvetî onu talebeliğe kabul etti. Daha sonra tekrar Etyemez Dergâhına dönerek önceki hocasına hizmet etti. Uzun müddet hocasına hizmet eden Muhammed Tevfik Bosnavî, hocası vefât edince yerine geçti. Ömrünün sonuna kadar insanlara İslâm dîninin emir ve yasaklarını anlattı. Talebe yetiştirdi. Onların dünyâ ve âhiret seâdetine kavuşmaları için gayret etti.

Muhammed Tevfik Bosnavî yumuşak huylu çok cömert ve tatlı sözlüydü. Fakirlere ve ihtiyaç sâhiplerine yardım ederdi. Buyurdu ki:

“Kur’ân-ı kerîmi harflerin çıkış yerlerine, tecvîd kâidelerine uyarak ve elden geldiği kadar mânâ üzerinde düşünerek, hergün en az beş sayfa okumalıdır. Daha fazla olursa güzel olur. Kur’ân-ı kerîmi okurken ağlamalıdır.”

“Mürşid-i kâmil, insanları Allahü teâlâya ulaştıran ve ilimde yüksek mertebelere yükselten kişidir. Ayın parlaması güneşten kaynaklanır. Gerçek ay kalp ve rûhumuzdur. Güneş ise mürşid-i kâmilin kalbidir. Dünyâya çok rağbet ettiğimizden kalbimiz karardığı için mürşid-i kâmili göremez olduk. Onlar bu âlemde her zaman vardır.”

Kaynak Rehber Ansiklopedisi