MÜŞRIK HAKKINDA BİLGİ


MüşRiK HAKKINDA BİLGİ NEDİR, MüşRiK HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, MüşRiK HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, MüşRiK HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, MüşRiK HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Allahü teâlâya şirk, ortak koşan. Allahü teâlâdan başka ilâh edinen; ağaçtan, taştan, mâdenden yapılan insan, hayvan ve garip mahlûkât heykellerine, çeşitli cansız maddelere veya mücerret mefhumlara tapınan, bunların fayda ve zarar yapacağına inanan kimseler.

Müşrik, Arapça bir kelime olan şirk’ten türemiştir. Şirk, lügatte “ortak koşmak, Allahü teâlâdan başkası için ibâdet etmek, putlara tapınmak” gibi mânâlara gelir. Şirket, şerîk kelimeleri de aynı kökten türemiş olup “ortaklık, ortak” mânâlarına gelmektedir. (Bkz. Şirk)

Müşrikler, ikiye ayrılır: Ulûhiyette müşrik, ibâdette müşrik. Ulûhiyette müşriklerden biri Mecûsîlerdir (Bkz. Mecûsîlik). Bunlar ateşe tapar. “Hâlık ikidir. Biri Yezdân olup, iyilikleri yaratır. Diğeriyse Ehrimen olup kötülükleri yaratır.” diye inanırlar. Eski tabiiyyeciler de “her şeyi tabiat yaratıyor” dedikleri için müşriktirler.

İbâdette müşrik olanlar, putperestlerdir. Bunlar kendi elleriyle yaptıkları heykellere tapınırlar. Putlar, kıyâmette Allah’a bizim için şefâat edecek derler.

Hıristiyanların çoğu Trinite yâni teslis inancındadır. Yâni “üç tanrı” olduğuna inanıyorlar. Çoğu da hazret-i Îsâ’ya tanrı diyor. Yahûdîlerin bir fırkası da peygamberlerden Uzeyr aleyhisselâm için Allah’ın oğludur diyor. Böylece hepsi müşrik olmaktadırlar. Fakat ellerindeki kitabın gökten indiğine inanırlar.

Bütün peygamberler, insanlara Allahü teâlâdan başkasına ibâdet olunmayacağını bildirmişlerdir. İslâm dîninin esasını bildiren tevhid kelimesi: La ilâhe illallah, ibâdet olunmaya hakkı olan bir varlığın yalnız Allahü teâlâ olduğunu bildirmektedir (Bkz. Kelime-i Tevhid). Peygamberlere uymayanlar, Allahü teâlânın varlığına inanmakla berâber, tapındıkları putların ibâdete müstehak olduklarına da inanıyorlar. Bunlar, Allahü teâlâdan başka ibâdet olunmaya lâyık kimse olmadığını anlayamamışlar. Başkalarına ve çeşitli putlara tapınmışlardır. Hattâ bunlara tapınmak için kilise, puthâne gibi çeşitli tapınaklar yapmışlardır. Böyle puthâneleri ortadan kaldıran, putlara, heykellere, diri veya ölü bir insana tapınmayı önleyen, yalnız peygamberlerdir. Bunlar, Allahü tâlâdan başkasına tapanların müşrik olduğunu bildirmişlerdir. Müşrikler, Allahü teâlânın varlığının lâzım olduğuna inansalar da, başkalarına tapındıkları için ve Allahü teâlâdan başkasına ibâdet olunmayacağına ehemmiyet vermedikleri için müşrik olmaktan kurtulamıyorlar. İnsanı bundan kurtaran peygamberlerin getirdikleri dinlerdir. Peygamberlerin gönderilmesinden maksat da, insanları bu saâdete kavuşturmaktır.

O halde bir kimse, Peygamberlerin dînine uymadıkça, yâni Allahü teâlâdan başkasının ibâdete lâyık olmadığını bilmedikçe, şirkten, müşrik olmaktan kurtulamaz. Kur’ân-ı kerîm’de Nisâ sûresi 48. ve 116. âyetlerinde meâlen; “Allahü teâlâ müşriki affetmeyecektir.” buyruldu. Burada müşrik kâfir demektir. Şirk, küfrün kısımlarından biridir. (Bkz. Küfür)

Kur’ân-ı kerîm’de, müşrikler hakkında Allahü teâlâ meâlen buyuruyor ki:

Mekke müşrikleri Allah’ı bırakıp da, yalnız putlara (Lât, Uzza ve Menât’a) tapıyorlar. Onların bu putlara tapmaları da ancak inatçı bir şeytana ibâdet etmektir. (Nisâ sûresi: 117)

Müşriklerin Cehennemlik oldukları (küfür üzere öldükleri) müminlere belli olduktan sonra, bunlar akrabâ bile olsalar, artık onlar için ne Peygamberin, ne de mümin olanların mağfiret dilemeleri yoktur. (Tevbe sûresi: 113)

Allahü teâlâyı bırakıp da kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermeyecek şeylere (putlara) tapıyorlar ve bir de: “Bu putlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır.” diyorlar. (Onlara) de ki: “Siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber vereceksiniz? Hâşâ Allah, onların ortak koştukları her şeyden çok uzaktır, çok yücedir. (Yûnus sûresi: 18)

Onların çoğu, ancak Allahü teâlâya ortak koştukları halde, Allah’a îmân etmezler. (Yûsuf sûresi: 106)

Dünyâda Allahü teâlâya ortak koşan müşrikler, âhirette bu ortaklarını (putlarını) görünce; “Ey Rabbimiz! Bunlar seni bırakıp da kendilerine taptığımız ortaklarımızdır.” diyecekler. Tapındıkları putlar da onlara şu cevabı vereceklerdir: “Muhakkak sûrette, siz yalancısınız, biz sizi kendimize çağırmadık.” (Nahl sûresi: 86)

Kur’ân-ı kerîm’de müşrikler hakkında daha birçok âyet-i kerîme bildirilmektedir. Meselâ: Nahl sûresi: 56, İsrâ: 56-57, Kehf: 102, Meryem: 81-82, , Hac: 12-13-73, Furkan: 3, Ankebût: 25-68, Sebe: 21, Fâtır: 13-14-40, Yâsin: 74-75, Necm: 19-25 sûrelerinde de müşrikler anlatılmıştır.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi