NORADRENALIN HAKKINDA BİLGİ


NORADRENALiN HAKKINDA BİLGİ NEDİR, NORADRENALiN HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, NORADRENALiN HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, NORADRENALiN HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, NORADRENALiN HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Alm. Noradrenaline, Fr. Noradrénaline, İng. Noradrenaline. Adrenalinle berâber vücûdun otonom sinir sistemini çalıştıran madde. Otonom sinir sistemi, vücutta habersiz çalışan, isteğe tâbi olmayan, bütün insan ve hayvanlarda en ince ayrıntılarıyla plânlanmış, proğramlanmış bir sistemdir. Çeşitli âni durumlarda vücut, bu iki maddeyi kullanarak kendini korur. Bunların her ikisine birden “katekolaminler” denilir.

Katekolaminler tesirlerini, bütün vücuda yerleştirilmiş bulunan reseptörler (alıcılar) vâsıtasıyla yaparlar. Alfa ve Beta reseptörler denilen bu alıcılardan alfalar vâsıtasıyla damarları büzerler. Betalar vâsıtasıyla kalbin hızını, kasılmasını ve iş yapmasını arttırırlar. Yine aynı alıcılar vâsıtasıyla mîde ve barsak hareketlerini yavaşlatırlar, soluk borusunu genişletirler.

Noradrenalin başlıca, damarların belli bir genişliği devam ettirmede ve kan dolaşımını normal olarak temin etmede vazifelidir. Ayrıca beyne de etki ederek davranışlarımız üzerinde de müessir olduğu kabul edilmektedir.

Katekolaminler vâsıtasıyla iş yapan sinirlere “adrenerjik sinirler” denir. Bu sinirlerin tembihleri neticesinde noradrenalin bol miktarda açığa çıkar. Böbrek üstü bezinin merkezinde de bol miktarda yapılırlar.

Adrenalinle noradrenalinin arasındaki fark, sâdece adrenalinde, azot üzerinde bir metil grubu bulunmasıdır. Fakat bu küçük fark aktivitede büyük bir değişikliğe yol açar. Vücudda fenilalaninden noradrenalin meydana geldikten sonra azotun üzerine bir (CH3) yâni metil grubu getirilmesiyle, noradrenalinden 200 kat daha güçlü bir madde elde edilir.

Bu muazzam kimyâ, farmakoloji ve fizyoloji bilgisini vücut nasıl biliyor, kimden öğrendi, bunu yapan kimdir? Eğer tesâdüf denilirse, bütün pozitif ilimlere leke sürülmüş olmakla berâber aynı zamanda oldukça komik ve kıymetsiz bir söz olur. Çünkü bu kadar ileri bir kimyâ ve tıp biliminin daha son senelerde biraz anlıyabildiği bu bilgilere tesâdüf demek için böyle bir hâdise veya benzerinin şimdiye kadar hiç mevcut olmaması lâzım gelir; hâlbuki vücûdumuzda, ölçülemeyecek kadar küçük miktar vb. zaman içinde bunlar gibi milyonlarca hâdisenin cereyan ettiği, bugünkü tıp ilmince anlaşılmıştır. Bu sayısız hârikulâdeliklerin farkına bile varamayan insanoğlu nasıl olur da bu muazzam fabrika, makina, organizmaya “kendiliğinden oluşmuş”, “tesadüfen meydana gelmiş” diyebilir? Asıl tesâdüf ise nasıl geliştiği bilinmeyen, böbreküstü bezinin ortasında bir tümöre bağlı olarak vücutta çok fazla noradrenalin meydana gelmesiyle ortaya çıkan fekromasitoma adlı hastalıktır. Bu hastalığa da, binlerce kişi içinden birinde rastlandığından ötürü, istatistikî olarak tesâdüfi denilebilir. Belki tümörlerin niye ortaya çıktığını bilemediğimiz için istatistik ilmi buna tesâdüf demektedir. Yoksa; milyarlarca insanda, milyarlarca hayvanda hep aynı şekilde işleyen bir mekanizma için tesâdüf demek hiçbir ilme, mantığa, akla uymayan bir söz olur.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi