SEZARYEN HAKKINDA BİLGİ


SEZARYEN HAKKINDA BİLGİ NEDİR, SEZARYEN HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, SEZARYEN HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, SEZARYEN HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, SEZARYEN HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Alm. Kaiserschnitt (m), Fr. Opération (f), Césarienne, İng. Caesarean (operation). Ceninin, belirtilen zamanda veya daha önceden cerrâhî olarak karın ön duvarı ve rahme yapılan bir kesi ile karından çıkarılması.

Hippokrat, Galen gibi hekimlerin zamânında sezaryenden söz edilmediği görülüyor. Eski çağlarda Mısırlıların ve Romalıların sezaryene başvurdukları târihi vesikalardan anlaşılmaktadır. M.Ö. 800 yılında çıkarılan bir Roma kânununda gebeliğin son haftalarında ölen kadınlarda çocuğu kurtarmak amacı ile sezaryen benzeri bir ameliyatın uygulanması emredilmiştir.

Acemilerin Şahnâme’sinde (10 ve 11. yüzyıl) bir engellenmiş doğum vak’asında sezaryen ameliyatı târif edilmektedir. Canlı bir kadında başarılı bir şekilde uygulanmasına dâir ilk kayıt, 1500’lerde bir İsveçlinin karısı üzerinde bu ameliyatı yaptığını söylemesiyle ilgilidir. Müteakiben çeşitli yıllarda ve şartlarda denendi, fakat hemen dâimâ annenin sepsis (mikropların vücuda yayılması) veya kanamadan ölmesiyle sonuçlandı.

“Sezaryen” adı 17. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Ameliyatın ismini nereden aldığı hakkında çeşitli görüşler vardır:

Julius Caesar’ın böyle bir ameliyat ile dünyâya geldiği hakkında hikâyeler mevcuttur. Lâkin Caesar’ın annesinin, doğumdan birçok yıl sonra dahi hayatta olduğu bilinmektedir. M.Ö. 100 yılında Caesar (Sezar)’ın annesinin böyle bir ameliyattan sonra hayatta kalmış olması akla yakın değildir.

Ortaçağda sezaryen teriminin Lâtince “kesmek” anlamına gelen “caesere” fiilinden türetilmiş olduğu ileri sürülmüştür.

1870 yıllarında sezaryene bağlı anne ölümü % 75 civârındaydı. Şok ve sepsis (kanın mikroplanması) yanında başlıca ölüm sebebi kanama idi. Zîrâ ameliyatın ilkel şeklindeki cenin çıkarıldıktan sonra rahime dikiş konmuyordu. 1882’de Max Sönger rahimdeki kesiti dikerek ölüm oranını düşürmüştür. Cerrâhî ve anestezi tekniğindeki gelişmeler, antisepsi kurallarına uyulması ve antibiyotiklerin keşfiyle son bir asır içinde sezaryen ameliyatındaki ölüm oranı o kadar azaldı ki, sezaryen normal doğuma alternatif olarak sık uygulanan bir metod hâline geldi.

Normal yoldan doğum mümkün değilse, gecikmesi anne ve çocuk için tehlikeli olacaksa sezaryen ile sonuçlandırılması gereklidir.

Sezaryen ameliyatı icab ettiren durumlar şunlardır:

1. Annenin hayâtını tehlikeye sokan durumlar (Çocuğun eşinin yanlış yerleşmesi, rahimde yırtılma tehlikesi).

2. Çocuğun hayâtını tehlikeye sokan durumlar (çocukta oksijensiz kalma, asfiksi tehlikesi).

3. Annenin korunması gereken durumlar: Normal doğumun tehlikeli olabileceği annenin ağır hastalıkları, anneyi bitkinliğe sürükleyen ve uzun doğumlar, rahim ameliyatı geçirmiş olanlar.

4. Çocuğun korunması gereken durumlar: Çocuğun başı ve annenin kalçası arasında uyumsuzluk, çocuğun geliş anomalileri, doğumun gecikmesi, çocuğun miadının geçmesi, annede şeker hastalığı olması, eşin yetersizliği, uzun süren kısırlıktan sonraki gebeliklerde.

Sezaryen ancak hastâne şartlarında ve mütehassıs, uzman hekimler tarafından yapılabilir. Bir defâ sezaryen ameliyatı geçiren kadınlar, bir daha normal doğum yapamazlar, sonraki doğumlarını da hep sezaryenle yapmak zorundadırlar. İdeal olan, doğumun tabiî olarak gerçekleşmesidir. Sezaryene son çâre olarak başvurmalıdır.

Müslümanların ilk yıllarından îtibâren tababette büyük gelişmeler olduğunu, bunlara âit verilen fetvalardan anlaşılmaktadır. Eshâb-ı kirâmdan Arface bin Es’ad Temimi’ye altın burun takılmasına izin verilmesi bunlardan biridir. Ayrıca dînimizde çocuğun yaşayacağı ümit edildiği zaman, çocuğu anasının karnından çıkarmak için, ölmüş olan anasının karnını yarmaya izin verilmiştir. İmâm-ı A’zam, bu sebeple, bir kadının karnının yarılmasını emretmiş, kurtarılan çocuk çok yaşamıştır.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi