SİLÂH HAKKINDA BİLGİ


SİLÂH HAKKINDA BİLGİ NEDİR, SİLÂH HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, SİLÂH HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, SİLÂH HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, SİLÂH HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

Alm. Waffe (f), Fr. Arme (f), İng. Weapon, arm. İnsan ve hayvanlara karşı savunma ve taarruz için kullanılan araç. İnsanlar savaşmak ve avlanmak için kendi organlarını yeterli görmeyip, ilk zamanlardan beri yardımcı âletler kullandı. Kesici, vurucu, neticede çeşitli şekillerde tahrip edici özellikleri olan ve dünyânın değişik yerlerinde değişik isim ve tipleri bulunan silâhlar, basit şekillerden başlayarak günümüze kadar büyük gelişmeler kaydetmiştir. Barutun bulunuşuyla ateşli silâhlar, teknolojik gelişmelere paralel olarak kimyevî, biyolojik, meteorolojik, aküstik, kozmik, nükleer ve soğuk harp silâhları gibi çeşitli boyutlar kazandı.

Ateşsiz silâhlar: En basit ateşsiz silâh, taş ve sopadır. Zamanla silâhın tahrip gücünü arttırmak için, keskin ve sivri uçlu âletler yapılarak gürz, bıçak, kılıç, mızrak, kargı, ok, cirit, bumerang, kalkan, zırh, mancınık, koçbaşı, hançer, balta, kama ve bunlara benzer pekçok çeşitte silâh geliştirildi. Bunların savaşta en yaygın olanı kılıçtı. Meç, şimşir, gaddare, yatağan gibi çeşitleri vardı. Ateşli silâhların bulunuşuna kadar yaygın olarak kullanılan diğer bir silâh oktu. Mancınık, gülleleri ve büyük okları fırlatmaya yarayan bir âletten çok bir mekanizmaydı. Günümüzde hâlâ kullanılmakta olan kasatura, tüfeğin ucuna takılan dürtücü ve kesici ateşsiz bir silâhtır. Koçbaşı, ucunda demir bir koçbaşı bulunan asılı bir kirişten ibârettir. Kale kapılarını yıkmak için kullanılır. (Bkz. Kılıç, Kargı, Ok, Cirit Oyunu, Bumerang, Kalkan, Zırh, Mancınık, Hançer)

Ateşli silâhlar: Doğu ülkelerinde bulunan barutun, Ortadoğu ve Avrupa’ya geçmesiyle ateşli silâhlarda da önemli gelişmeler oldu. Suriye’den Bizans’a geçen bir ateşli silâh şaşkınlıkla karşılandı. Çok eskiden beri Asya’da Türkler ve Çinliler tarafından kullanılan barut sonradan roket, top ve tüfek gibi silâhlarda kullanılmaya başlandı. Selçuklu ve Osmanlılar döneminde bu tür silâhlarda büyük gelişmeler kaydedildi. Kosova Meydan Muhârebesinde ve özellikle Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından, İstanbul’un fethinde toptan büyük ölçüde faydalanıldı. Yavuz Sultan Selim Han zamânında, tüfek orduda yaygın bir şekilde kullanılmaktaydı. Top namlularına ilk yivi veren de Yavuz Sultan Selim Handır. O zamanlar top tekniği Avrupalılardan çok üstündü.

Zamanla büyük değişikliğe uğrayan ateşli silâhlar, mermi veya roket atan tabanca, tüfek, top, havan gibi çeşitli adlar altında, değişik vasıflara sâhip birçok çeşitlere ayrıldı. Bunların herbirinin kullanılma gâyesine göre özellikleri vardır. Ayrıca bunların makineli, yarı otomatik tipleri gelişti.

Güdümlü mermiler, deniz hedeflerine karşı kullanılan torpidolar, çeşitli tipteki bombalar, roketler ve mayınlar da ateşli silâhlar grubuna dâhil edilebilir. Kara, deniz ve hava birliklerince kullanılan bu silâhların bâzısı taarruz, bâzısı savunma, bâzısı da hem taarruz hem de savunma gâyesi güder. Meselâ uçaklarda taarruz için kullanılan makineli tüfek, top, roket, güdümlü mermi ve çeşitli bombalar bulunabildiği gibi uçaklara karşı savunmada kullanılan güdümlü uçaksavar silâhları da vardır. Yine zırhlı bir savaş aracı olan tankta kullanılan makineli tüfek, top, roket, alev makineleri, sis ve gaz makineleri yanında tanklara karşı kullanılan tanksavar topları, roketleri, bombaları, füzeleri bu silâhların değişik gâyelerde kullanılmasına misaldir. (Bkz. Top, Tüfek, Roket, Tabanca, Havantopu, Mermi, Bomba, Mayın, Füze, Torpido)

Kimyevî silâhlar: Kimyevî maddelerin yakıcı, öldürücü, tahrip edici ve sis hâlinde gizleme özelliğinden faydalanılan silâhlardır. Uçaklardan püskürtülerek, bombalarla, gaz havanlarıyla vb. değişik yollarla havaya karıştırılan savaş gazları, hedefteki canlılarda öldürme ve benzeri tahribatlar yapar. Gizlemede kullanılan sis silâhları, zehirleyici bir özelliği olmamasına rağmen yangın maddeleri, yandığı yerde zararlara yol açar. Bu maddelerin hedefe saçılmasında değişik usûller kullanılır. (Bkz. Kimyâsal Silâhlar)

Biyolojik silâhlar: Düşmanı tahrip edici biyolojik maddelerdir. Çok tehlikeli bir silâhtır. Düşman mıntıkasına atılan mikroplarla çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına dayanan bu silâhın yapımı kolay, fakat karşı tedbirleri çok zordur. Bu sebeple 1947’de milletlerarası alınan bir kararla bu silâhların yasaklanması üzerine çalışmalar yapılmaktadır. (Bkz. Biyolojik Savaş)

Nükleer silâhlar: Atom çekirdeğinin parçalanması (fisyon) veya küçük atomların birleşmesi(füzyon) neticesinde meydana gelen büyük miktardaki enerjiden, faydalanılarak yapılan atom ve hidrojen bombası gibi silâhlardır. Bu silâhların yakıcı, yıkıcı, ışık ve radyasyon gibi dört türlü tesiri vardır. En önemlisi radyasyondur. Alfa, beta, gamma radyasyonu olmak üzere üç türlü olan bu tesirin en tehlikelisi ise gamma ışınlarıdır. Patlama noktasından bir kilometre mesâfede öldürmeye, bunun dışındaki mesâfelerde ise çeşitli hastalıklara sebep olur. Bu silâhlar, uçaklar tarafından veya pilotsuz uçaklarla, nükleer başlıklı füzelerle ve nükleer toplarla atılabilir (Bkz. Atom Bombası, Hidrojen Bombası, Nötron Bombası).

Diğer silâhlar: Her ne kadar bir silâh olmamakla birlikte, üzerlerinde çeşitli silâhlar taşıyan ve birer savaş aracı olan uçakları, gemileri, denizaltıları, uçak gemilerini, tankları da komplike ve dolaylı bir silâh olarak kabul etmek mümkündür. Barış zamanlarında politik ve istihbarat faaliyetleriyle kültürel ve sosyal yapı üzerinde tahribat yapmak için kullanılan usuller ve yapılan işler de bir silâhtır. Savunmada bir vâsıta olarak kullanılan radar, sonar gibi sistemler, lazer ve uzay araçları da birer silâh grubu teşkil ederler. (Bkz. Uçak, Gemi, Denizaltı, Uçak Gemisi, Tank, Radar)

Kaynak Rehber Ansiklopedisi