Skinner’ın Edimsel Koşullanma Kuramı ödevi ders notları konu anlatımı


Skinner (1904-1990), belli bir uyarıcıya verilen tepkisel davranış ve bir
uyarıcı tarafından oluşturulmayan fakat organizmanın kendisinin ortaya

çıkardığı edimsel davranış şeklinde iki davranış türünden bahsetmektedir
(Herganhahn & Olson, 1997, s.79). Edim organizmanın yaptığı bir iştir,
örneğin parmağını kaldırma, ‘at’ kelimesini söyleme (Bigge & Shermis, 1999,
s. 97).

Skinner’ın teorisi öğrenmenin gözlenebilir bir davranış değişikliği
fikrine dayanmaktadır. Davranışta meydana gelen değişiklikler bireylerin
çevrelerinde meydana gelen olaylara gösterdikleri tepkinin bir sonucudur.
Tepki bir kelimeyi tanımlama, bir topa vurma yada bir matematik problemini
çözme gibi bir sonuç meydana getirir. Bir uyarıcı-tekpi desteklendiğinde
(ödüllendirildiğinde) birey duruma tepki gösterir. Edimsel koşullanmanın
kendine özgü karakteristiği davranışçılığın bir ön formu ile ilişkilidir ki bu

durumda organizma sonuçları sadece dışardan gelen bir uyarının sonucu
olarak ortaya çıkarmak yerine yayabilir (Semerci, 2001).
Pekiştireç:Pekiştireç (ödüllendirme) Skinner’ın uyarıcı-tepki teorisinin
anahtar öğesidir. Pekiştireç arzu edilen sonucu kuvvetlendiren herhangi bir
şeydir. Bu sözel bir övme, iyi bir derece, ya da artırılmış bir başarı duygusu
yada bir tatmin duygusu olabilir. Dikkatin çokluğu pekiştirecin türüne göre
değişebilir ve davranışın oluşturulmasını ve sürdürülmesini etkiler (Semerci,
2001). Skinner, pekiştireci olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayırmaktadır:
Olumlu Pekiştireç: Skinner, olumlu pekiştirecin birinci ve ikinci pekiştireçler
ile ortaya çıktığını belirtmektedir. Birinci pekiştireç (koşullanmasız), temel
ihtiyaçları tatmin eden olay veya nesneler (yiyecek gibi) dir. İkinci pekiştireç
(koşullanmalı) ise kazanılması istenilen olay veya nesneler (para gibi),
pekiştirecin kalitesi olarak bilinir (Curzon, 1990, s. 60). Olumlu bir pekiştireç
(birinci veya ikinci) açık bir tepki ile ortama konulduğunda bu tepkinin
yinelenme olasılığını arttırılır (Herganhahn & Olson, 1997, s.92; Varış, 1998,
s.102).

Olumsuz Pekiştireç: Olumsuz pekiştireçler, sınıfta istenmeyen davranışların
söndürülmesinde kullanılabilir. Bu pekiştireçlerin kullanılma sıklığı yüksek
derecede endişe yaratabilir ve bu da öğrenci performansının düşmesine neden
olur (Curzon, 1990, s. 60).

Olumsuz pekiştirme çoğu kez ceza ile karıştırılmaktadır ancak olumsuz
pekiştirme bir ceza değil, tam tersine rahatsız edici bir durumun ortadan
kalkması ile oluşmuş bir ödüllendirme durumudur (Varış, 1998, s.103).

Pekiştireç Verme Sıklıkları: Yeni ve öğrenilmesi güç davranışların
kazandırılmasında daha sık, davranış öğrenildikten sonra daha da azaltılarak
verilebilir (Selçuk, 1996, s.108). Pekiştireç verilme aralıklarına göre şu şekilde
ayrılabilir:

Sürekli: Yapılan her doğru davranışın ardından verilir.
Sabit aralıklı: Belli bir zaman aralığından sonra (mesela 3 dakika)
verilir.
Sabit oranlı: Her belli bir sayıdaki (örneğin 5) tepkiden sonra verilir.
Değişken aralıklı: Farklı zaman aralıklarında verilir.
Değişken oranlı: Pekiştireçler arasındaki tepki sayısının farklı
olmasıdır.

Ceza: Skinner, cezanın pekiştireçten farklı olduğunu, tepkiyi zayıflattığını,
sonuçlarının tahmin edilemez veya güvenilir olmadığını, istenilmeyen
alışkanlıkların gideremediğini belirtmektedir (Bigge & Shermis, 1999, s. 109).
Skinner teorisinin kendine özgü yönlerinden bir tanesi de geniş alanda
yaratıcı olguların davranışsal açıklamalarını sağlama girişiminde
bulunmasıdır. Örneğin, Skinner motivasyonu planlanmış şeylerden mahrum
bırakılma yada planlanmış şeylerin pekiştirilmesi çerçevesinde ele almıştır
(Semerci, 2001).

Skinner (1957) sözel öğrenme ve dili şartlı öğrenme paradigması
içerisinde açıklamaya çalışmıştır, buna rağmen bu çabası dilbilimciler ve
dilbilim psikologları tarafından şiddetle reddedilmiştir. Skinner (1971) özgür
irade/kişinin kendi iradesi ve sosyal kontrol konuları ile de ilgilenmiştir
(Semerci, 2001).

Edimsel koşullanma öğretimde (mesela sınıf yönetimi) ve öğretim
planlamasında (mesela programlı öğretim) olduğu gibi klinikle ilgili

ortamlarda da çok geniş bir şekilde uygulanmıştır (mesela, davranış
değişikliği) (Semerci, 2001).

Edimsel koşullanma kuramı’na örnek verecek olursak;

Bir örnek olarak, programlı öğretimin geliştirilmesinde pekiştireç
teorisinin uygulanmasını göz önünde bulundurduğumuz zaman;
Uygulama, soru-cevap çerçeveleri şeklinde öğrenciye konu ile ilgili
aşamalı basamaklar şeklinde gösterilerek yapılandırılabilir.
Öğreniciden her çerçeve ile ilgili olarak tepki vermesi ve anında geri
dönüt alması öngörülebilir.
Soruların zorluk derecesinin ayarlanmasına çalışılır böylece uyarıcının
daima doğru ve bu nedenle de olumlu bir pekiştireç verilmesi ayarlanır.
Derste gösterilen iyi performansın sözlü olarak övme, ödüller ve iyi bir
not verme gibi ikinci bir pekiştireçle eşleştirilmesi sağlanabilir
Skinner öğretimin rastlantısal olmaması gerektiğini belirtmiştir. Ona
göre eğitimin temel işlevi, davranışın oluşumunu desteklemek için pekiştirme
koşullarını düzenlemektir. Öğretmenin görevi de davranışları
biçimlendirmektir. Skinner programlı öğretimin okullarda uygulanması
gerektiğinde de ısrarla durmaktadır (Varış, 1998, s.103).