SULTANSAZLIĞI HAKKINDA BİLGİ


SULTANSAZLIĞI HAKKINDA BİLGİ NEDİR, SULTANSAZLIĞI HAKKINDA BİLGİ ANLAMI, SULTANSAZLIĞI HAKKINDA BİLGİ HAKKINDA BİLGİ, SULTANSAZLIĞI HAKKINDA BİLGİ DERS NOTU, SULTANSAZLIĞI HAKKINDA BİLGİ ÖDEVİ sayfanın konularıdır.

İç Anadolu bölgesinde, Erciyes Dağının güneybatısındaki Develi Ovasının en alçak bölümünde yer alan su birikintisi. Geniş mânâda Yay, Camız, Söbe ve Çöl göllerine ve çevrelerindeki bataklıkların hepsine, dar mânâda ise Develi’yi Niğde-Kayseri karayoluna bağlayan yolun güneyinde kalan, Yay Gölü dışındaki kısmına Sultansazlığı ismi verilir. Mevsimlere göre sazlığın alanı sekiz ilâ on üç bin hektar arasında değişir. Büyük kısmı sazlarla kaplıdır. Yer yer kamış, kafaotu ve kındına bulunur. Açık alanlarda ise nilüfer ve süsen görülür. Bölgede çok sayıda yüzen, kuvvetli rüzgarla yer değiştiren saz adacıkları vardır.

Kapalı bir havza olan Sultansazlığı’ndaki göller Erciyes Dağından ve Orta Toroslardan kaynaklanan derelerle beslenir. Sultansazlığı’nı meydana getiren göllerden olan Çöl Gölünün suyu tuzludur. Derinliği 10-30 cm arasında değişir. Civârında bitki bulunmaz. Yazın kurur ve göl zemininde bir tuz tabakası meydana gelir.

Türkiye’nin sâhip olduğu en önemli kuş cennetlerinden biri olan Sultansazlığı’nın on yedi bin hektarlık alanı 1971 senesinde korumaya alındı. Sultansazlığı’nda 251 değişik türde ve ülkemizde az bulunan kuş çeşidi yaşamaktadır. Bunların içinde angıt, flamingo ve ördek sayı bakımından ilk sıraları alır. Bunlardan başka, pelikan, karabatak, dikkuyruk, kılıçgaza, turna, kara sumnı, balıkçıl ve çok çeşitli kuşlar parkı zenginleştirir. Bunlardan 80 tür burada kuluçkaya yatar.

Zengin besin kaynakları yönünden, ülkemizin sayılı parkları arasında yer alan Sultansazlığı bu tabii özelliği bakımından yeni keşfedilmesine rağmen, dünyâ literatüründe yerini almıştır.

Sultansazlığı 1976 senesinde tarıma açılmak üzere kurutulmak istendi ise de, uzmanların müdâhalesi neticesinde bu işten vazgeçildi. Uzmanlar, tarım için toprak kazanılmasının getireceği faydadan çok, çevrenin alışılagelmiş iklim düzeninin bozulmasının daha büyük zararlar doğuracağını ve tabii bir kuş parkının fedâ edilemeyecek kadar önemli olduğunu belirterek, bölgenin kendi hâlinde kalmasını sağladılar.

Kaynak Rehber Ansiklopedisi