TOPRAK KİRLİLİĞİ :

Ülkemizdeki çok çeşitli jeolojik yapı, iklim, bitkisel örtü ve topografik yapı nedeniyle bütün toprak gruplarına sahip ender ülkelerden biridir. Ülkemiz nüfusunun az olduğu cumhuriyetin ilk yıllarına ait dönemlerde kurala uygun olarak 1-4 . sınıf araziler işlenmekteydi. Özellikle 2. Dünya Savaşından sonra artan mekanizasyona bağlı olarak mera ve ormanlardan açılan araziler işlenmeye başlanmıştır. 1934 yılında 11 677 000 hektar olan tarım arazisi, bu gün 27 699 000 hektara ulaşmıştır. Bu durum bir yandan erozyonu arttırırken diğer taraftan meraların azalmasına ve buna bağlı olarak hayvancılığı olumsuz yönde etkilemiştir. Bu gün yurdumuzun toprakları işlenebilir yada tarıma açılabilir toprak kaynağı kalmamış 19 dünya ülkesinden biridir.
Ülkemiz topraklarını toprak kirliliği açısından değerlendirdiğimizde ;
Her şeyden önce ülkemiz topraklarının, en büyük ve önemli sorunlarının başında erozyon gelmektedir. Her yıl milyonlarca ton verimli toprak taşınarak elden çıkmaktadır. Ekonomik gerekçeler ve insanların yüksek gelir elde etme isteği sonucu tarım arazileri amaçları dışında kullanılarak (sanayileşme, kentleşme vb.) elden çıkmıştır. Öte yandan kurulan bu tesisler yakın çevre arazileri için önemli kirletici noktaları oluşturmaktadır. Gerek tarla ziraatı gerekse son yıllarda artan örtü altı yetiştiriciliğinde ürün miktarı ve kalitesini arttırmak için kullanılan gübre, pestisid, hormon vb. kirleticiler önem taşımaktadır. Kirlenmiş suların tarımsal sulamada kullanılması sonucu kirleticiler toprak bünyesine geçmektedir. (Gediz ovasındaki bor kirliliği örneği) Ülkemizin bazı bölge (özellikle İç Anadolu yöresinde ) topraklarının doğal yapılarında bulunan asbest gibi insan sağlığı açısından önemli kirleticiler önemli bir risk faktörünü oluşturmaktadır. Öte yandan Türkiye topraklarının büyük bir bölümünde toprakların tamponlama güçlerini etkileyen pH , kireç ve kil gibi kimyasal ve fiziksel özellikler açısından birçok ülke topraklarına göre oldukça iyi olduğu söylenebilir. Bununla birlikte Karadeniz Bölgesi, Çukurova ve Gediz havzası toprakları diğer bölge topraklarına göre daha dikkatli davranılması gereken bölgelerdir. Ancak ülkemiz topraklarına yönelik toprak kirliliğinin önemi, boyutları, çevre ve insan sağlığı üzerine etkileri konularında kapsamlı çalışmalar bulunmamaktadır. Çalışmalar daha çok akademik seviyede yapılıp uygulamaya yönelik değildir.

Türkiye’de toprak kirliliği ile ilgili olarak ;
• Her şeyden önce çok yaygın ve şiddetli derecedeki erozyonun devam etmesi,
• Tarımsal arazilerin amaç dışı kullanımı sonucu bu bölgelerde kurulan sanayi tesisleri ve yerleşim alanlarından çıkan kirleticilerin özellikle yakın çevredeki tarım arazileri için önemli bir kirlilik riski oluşturması,
• Doğal yapılarında sağlık açısından zararlı maddeleri içeren toprakların bölgelerin sınırlarının ve envanterlerinin çıkarılmamış olması,
• Toprak kirliliğinin önemi , boyutları , çevre ve sağlık üzerine olan etkileri gibi konularda yapılmış araştırmalar ; hava ve su kirliliği gibi diğer çevre sorunları üzerine yapılmış geniş çaplı araştırmalara göre yetersiz olup envanterler ve bilgiler ek******,
• Toprak kirliliğinin önlenmesi, kontrolü, izlenilmesi ve değerlendirilmesine yönelik yönetmeliğin henüz yayınlanamamış olması,
• Kurumlar arası koordinasyon eksikliği, gibi sorunlar öncelikli olarak sayılabilir.

Toprak Kirliliğine Yönelik Çalışmalar

• Resmi yada özel kurum ve kuruluşlardan, şahıslar tarafından gönderilen toprak numunelerinin , toprak kirliliği yönünden, yada Çevresel Etki Değerlendirilmesi’ne (ÇED)esas olmak üzere gerekli analizleri yapılmaktadır.
• Çalışma konularına yönelik olarak ; gönderilen, yönetmelik, tüzük ve standart tasarıları hakkında görüş bildirilmektedir.
• Toprak kirliliğine ilişkin çeşitli araştırma ve proje çalışmaları gerçekleştirilmektedir.

Kimyasal Kirlenme: toprakta yetiştirilen bitkiler çeşitli zararlılara karşı karbon, hidrojen ve klor içeren ilaçlarla ilaçlanır. Bu ilaçlar toprakta bozulmadan kaldıkları için toprak kirliliğine neden olur.
Yağmur sularıyla su kaynaklarına taşınır. Ve onlarında kirlenmesine neden olur. Gübreleme, toprağı tanımadan yapılırsa verimi arttırmaz tam tersi verimi düşer ve toprak kirlenmiş olur. Fazla verilen gübre bitkilerin hastalanmasına neden olur.

Nükleer Kirlenme: Nükleer santrallerde meydana gelen kaza sadece toprağı değil suyu ve havayı da kirletir. Etkileri uzun yıllar süren bu kirlenme kazanın olduğu yerde kalmaz çok büyük bir alanı etkisi altına alır. Örneğin Rusya da meydana gelen Çernobil kazası gibi.

Atıklar: endüstriyel aktiviteler sonucu havaya ve suya atılan sanayi atıkları toprağı kirleterek toprağın fizikokimyasal özelliklerini bozar ve toprağın verimini düşürür. Hastane atıkları gerekli önlemler alınmadan toprağa atıldıklarında önemli ölçüde toprağı kirletirler. Nükleer santrallerde meydana gelen kazalar sonucu havaya karışan radyasyon yağmur ve rüzgârlarla taşınarak toprağa iner. Toprakta yetişen bitkilere bulaşan radyoaktif maddeler besin zinciriyle hayvanlara ve insanlara taşınır.

Toprağı Kirleten Diğer Etkenler: toprağı kirleten en önemli kirleticilerden biri erozyondur. Erozyonla, verimli topraklar eğim doğrultusunda taşınıp denizlere ve göllere dolar. Toprak verimsizleşir. Dibe çöken toprak oraların ekolojik dengesini bozar. Erozyon toprağa ve suya zarar vermiş olur. Maden ocaklarının olduğu yerde bitki örtüsü zarar görmektedir. Tarım arazilerinin hatalı sulanması ve sürülmesi de toprağa zarar vermekte, özelliklerini bozmaktadır.

Etkileri: Toprağa atılan atıkların en zararlıları kimyasal maddelerdir. Bu maddeler bitkilerde birikir beslenme yoluyla hayvanlara ve insanlara geçer. Endüstriyel aktiviteler hatalı yapılan gübreleme, ilaçlama ve sulama sonucu toprağın fizikokimyasal yapısı bozularak verimi düşer.

Önlemler: Toprağın kirlenmesini önlemek için şu tedbirler alınmalıdır.
1- Ev atıkları olan çöpler, toprağa zarar vermeyecek şekilde toplanmalı, taşınmalı ve depolanmalıdır.
2 – Hiçbir endüstriyel atık arıtılmadan toprağa zarar verilmemelidir.
3 – nükleer santraller yerine, toprağa zarar vermeyecek enerji kaynakları kullanılmalıdır.
4 – tarım yapılan arazilerde, sanayi tesisleri ve yerleşim alanları kurulmamalıdır.
5 – toprağın ilaçlanmasında yanlış uygulamalar yapılmamalı, bu iş için çiftçiler eğitilmelidir.
6 – otlaklar ve ormanlar korunmalı kesilen ağaçların yerine yenileri dikilmelidir.
7 – ambalaj sanayi için alanlarda kâğıt cam çelik ve alüminyum gibi maddeler kullanılmamalıdır
8 – bu konuda toplum eğitilmelidir. Özellikle okullarda ağaç sevgisi ve ormanların korunması konuları yoğun olarak işlenmelidir.

Benzer Yazılar:

  1. Hava kirliliğinin nedenleri sebepleri önleme yolları
  2. Excelde [b]#YOK[/b] hatası nedenleri çözümleri sebepleri
  3. Excelde #BÖL/0! hatası nedenleri çözümleri sebepleri
  4. Excelde #BOŞ! hatası nedenleri çözümleri sebepleri
  5. Excelde #AD? hatası nedenleri çözümleri sebepleri
  6. Excelde ##### hatası nedenleri çözümleri sebepleri

Etiketler: , , , , , , ,