Verem savaş haftası hakkında bilgiler


Geleneksel olarak her yıl ocak ayının ilk Pazar gününden başlamak üzere düzenlenen, halkımızın Verem hastalığı ve bu hastalıkla mücadele konusunda bilinçlendirilmesini amaçlayan, 61.”Verem Eğitimi ve Propaganda Haftası” 06-12 Ocak 2008 tarihleri arasında düzenlenecektir. İlk kez 1947 yılında başlamıştır.

 

DÜNYADA VEREM HASTALIĞIN DURUMU

Dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri tüberküloz mikrobu ile enfektedir. Bu insanların yüzde onu yaşamlarının bir döneminde vereme yakalanacaklardır. Her yıl tahminen 8,9 milyon kişi verem hastalığına yakalanmaktadır. Veremden her yıl 1,6 milyon insan ölmektedir. Bunların çoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika’dadır. Eski Sovyetler Birliği ülkelerinde de ölümler fazladır.

Dünya da bir tek etkene bağlı tedavisinin olmasına rağmen en çok ölüme yol açan hastalıktır

 

TÜRKİYE’DE VEREM HASTALIĞININ DURUMU

2005 yılında verem savaşı dispanserlerinde kayıtlı 20.535 verem hastası vardır. Yüzbin nüfusta 28,5 hasta olarak hesaplanır.Bu hastaların %65,1’i erkek, %34,9’u kadındır. Hastaların %73’ünde akciğer tüberkülozu varken, %27’sinde akciğer dışındaki organlar (lenf bezleri, plevra, kemik, böbrek, beyin, …) tutulmuştur.

 

VEREM HASTALIĞININ ETKENİ

Veremin etkeni Mycobacterium tuberculosis’ basilidir. Uzun sürede çoğalır, kültürde 2-6 haftada ürer; oksijenli ortamda yaşayan bir basildir. Özel boyama yöntemi ile boyanabilir. Asit ile boyayı vermediğinden aside dirençli basil (ARB) denilir.

 

VEREMİN BULAŞMASI

Verem basilinin kaynağı hasta insandır. Basil hava yolu ile bulaşır. Balgam tetkikinde ARB pozitif bulunan, kavitesi olan hastalar daha fazla basil saçarlar. Tedavi ile basil sayısı çok kısa sürede azalır. Basil kaynağı ile karşılaşma süresi; ortamın genişliği ve havalanması bulaşmada önemlidir.Tedavi edilmeyen her hasta yılda 10-15 kişiye hastalığı bulaştırır.

 

VEREM ENFEKSİYONU VE HASTALIĞI

Verem enfeksiyonu, basilin vücuda girmesinden sonra 8-10 haftada tüberkülin cilt testinin (TCT) pozitifleşmesi ile kendini gösterir. Bu, bir hastalık durumu değildir. Vücutta verem basilinin sessiz durduğu, adeta hapsedildiği bir durumdur. Vücut direnci düşünce basil çoğalarak hastalanmaya yol açabilir. Verem enfeksiyonu olan insanların yaklaşık %10’unda yaşamlarının bir döneminde verem hastalığı gelişir.Verem hastalığı, klinik bulguların ortaya çıktığı bir durumdur.

 

VEREM HASTALIĞININ BELİRTİLERİ

Genel yakınmalar: Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, çocuklarda kilo alamama, gece terlemesi. Akciğer yakınmaları: öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, göğüs-sırt-yan ağrısı, nefes darlığıdır. Gırtlak veremi ses kısıklığı yapabilir. Diğer organları tutan verem hastalığında ilgili organa ait semptomlar olabilir. Üç haftadan uzun süren öksürükte veremden şüphelenmek gerekir.

 

VEREM TANISI

Verem tanısı basilin mikroskopta gösterilmesi ya da kültürde üretilmesi ile konulur. Şüphelenilen her hastadan 3 ayrı balgam tetkiki yapılır.Hastanın semptomları ve Röntgen bulguları, hastalıktan şüphelenmeyi sağlar. Semptomlar yavaş gelişir. Akciğer veremi akciğer Röntgen filminde bazı belirgin değişikliklere yol açar. Bu değişiklikler, doktorun veremden şüphelenmesine yol açar. Verem tanısında kullanılan deri testi (PPD), vücutta mikrobun olduğunu gösterir. Enfeksiyon olabilir, hastalık olabilir. Bu konudaki değerlendirmeyi doktor yapar.

 

BİLDİRİM ve KAYIT

Tüberküloz, bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Bir hafta içinde il sağlık müdürlüğüne bildirilir.Tanı konulan verem hastaları gizlilik kuralları içinde dispanserde kaydedilir.

 

VEREMİN TEDAVİSİ

Veremin teşhis ve tedavisi ücretsizdir Veremin tedavisi standarttır. Bu standart tedavi, hastanede ya da dispanserde aynı şekilde düzenlenir. Tedavide kullanılan ilaçlar verem savaşı dispanserinden ücretsiz verilir. Tedavinin düzenli içilmesi çok büyük önem taşır. Çünkü hastaların bir kısmı tedaviyi terk etmekte ve toplumda basil saçmayı sürdürmektedirler. Hastanın ilaçlarını içtiğinden emin olmak için her doz ilacı bir sağlık personelinin gözetiminde içirtmek en uygun yoldur. Buna doğrudan gözetimli tedavi (DGT) denilir.Tedavinin verem savaşı dispanseri (VSD) ya da hastanede başlanması gerekir. Aylık takiplerinin de VSD’de yapılması uygundur. Tedaviyi sonlandırana kadar özenle sürdürmek gerekir.

 

DİRENÇLİ VEREM

Tedavide ilaçlar eksik ya da düzensiz kullanılırsa hastalık iyileşmez. Tam tersine tedavisi güç bir duruma gelir. Buna dirençli tüberküloz denilir. Bazı ilaçlara direnç gelişmesi, özellikle çok ilaca dirençli tüberküloz denilen (izoniyazid ve rifampisine direnç gelişen) hastalık bu bakımdan tehlikeli bir durumdur.Ülkemizde dirençli verem hastalarının tedavisi eğitim tipi göğüs hastanelerinde yapılmaktadır.

 

KORUYUCU TEDAVİ

Verem hastasının aile bireyleri ve diğer temaslıları verem savaşı dispanserinde ücretsiz muayene edilir.Temaslı muayenesi ile hasta olanlar belirlenir ve tedavi edilir. Hasta olmayan fakat verem olma riski taşıyan kişilere koruyucu tedavi verilir. Koruyucu ilaç tedavisi 6 ay süreyle verilir. Bu tedavinin hastalanmayı %90’a varan oranda önlediği bilinmektedir.

 

BCG (Bacille Calmette Guerin, verem aşısı)

BCG aşısı da özellikle çocuklarda kanla yayılan ve öldüren verem hastalıklarını önlemede çok etkilidir. Erişkinlerde verem aşısının etkisi daha azdır. Ülkemizde BCG aşısı bir kez yapılır. Doğumdan sonra 2 ayda doğrudan yapılır. Eğer geç kalınırsa, 6 yaşa kadar yapılır, fakat, bu durumda önce tüberkülin cilt testi yapılması gerekir.

 

TÜRKİYE’DE VEREM SAVAŞI

Ülkemizde verem savaşı bugün Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği strateji ile yürütülmektedir. Bu strateji Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisidir(DGTS). Hastaların ilaçlarının bir sağlık personelinin gözetiminde içirtilmesi esastır.Hastaların tedavisi, ilaçları ve takipleri verem savaşı dispanserinde ücretsizdir.Hastaların temaslılarının muayenesi ve koruyucu tedaviler verem savaşı dispanserlerinde ücretsiz yapılır. DSÖ (Dünya sağlık Örgütü)nün hedefi yayma (+) hastaların %70’nin DGTS kapsamında bulunması ve bu hastaların %85’inin başarı ile tedavi edilmesidir.Ülkemizde ise 2005 yılında %79 yayma (+) vaka bulma ve %85 tedavi başarısı ile bu hedeflere ulaşmıştır.Dünyada 2 milyar kişi TB ile enfektedir ve her yıl 9 milyon yeni vaka çıkmaktadır.
Türkiye’de ise 2005 yılında toplam 20535 vaka, 2006 yılında 20526 vaka çıkmış olup 2006 yılında 18544 yeni vaka saptanmıştır. Ülkemizde 15 milyon insanın TB ile enfekte olduğu düşünülmektedir.