AKDENİZ ŞİİRLERİ

AKDENİZ İ ANLATAN BİRBİRİNDEN GÜZEL ŞİİRLER

AKDENİZ  
Akdeniz sokağını koşuyorum yalnayak
Gözlerim Akdeniz
- Namus- Akdeniz bundan böyle
Töreleriniz Akdeniz



Kapılara çıkanlarınıza -Merhaba reisler
Yasaklarınızı tersine koşarken
Ak duvarlarınız gülüyor sizden çok
Tenekelerde çiçekler gülüyor sizden çok



İşte yeniden güzelleşiliyor
Bütün evren Akdeniz
Yaşıyanlarınıza
Dudaklarımda tuz su pırıltıları gözlerim



Pencerelere koşanlarınıza - Merhaba reisler -
Sevmeyi unutmamış olmak
Yürek çarpıntınız Akdeniz



Çakıl taşları batacak tabanlarıma
Küçük balıklar kaçışacaklar
Nasıl her şey Akdeniz.

1969

Cengiz Bektaş
 ( 1934 - 2020 ) 
AKDENİZ

Kenarında doğdum büyüdüm,
Huyum iklimine benzedi.
Tembelim, sıcağı severim.
Havana, suyuna alıştım,
Ayrılsam hasta olurum.
Ne kadar güzel maviliğin Akdeniz,
Beş kardeşim mavi gözlü,
Ben değil.
Her vakit üzülürüm.

Necati Cumalı

AKDENİZ YARAŞIYOR SANA

 
Akdeniz yaraşıyor sana
Yıldızlar terler ya, sen de terliyorsun
Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü
Köpekler havlıyor uzaktan
Demin bir çocuk ağladı
Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
Ali Dumdum anasına sövüyor saatlerdir
Denizi tokmaklıyor balıkçılar
Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
O senin sardunyalar gibi konuşkan sessizliğini…



Hayatta yattık dün gece
Üstümüzde meltem
Kekik kokuyor ellerim hâlâ
Senle yatmadım sanki
Dağları dolaştım…



Ben senden öğrendim deniz yazmayı
Elimden düşmüyor mavi kalem
Bir tirandil çıkar gibi sefere
Okula gidiyor öğretmenim
Ben de ardından açılıyorum
Bir poyraz çizip deftere
Bir ada var sırf ebabil
Dönüyor, dönüyor başımda
Senle yaşadığım günler
Gümüş bir çevre oldu ömrüm
Değince güneşine.



Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını
Gözlerim kamaşınca senden
Ölüm belki sularından kaçırdığım
O loş suda yıkanmaktır
Durdukça yosundan yeşil,
Kulaç attıkça mavi…



Ben düzde sanırdım yıkıntım
Örenim, alkolik âsarım
Mutun doruğundaymışım meğer
Senle çıkınca anladım
Eski Yunan atları var hani
Yeleleri büklümlü
Gün inerken de öyle
Ağaçtan izdüşümleriyle
Yürüyor Balan tepeleri
Yürüyor bölük bölük can
Toplu bir güzelliğe doğru



Kadınım
Yaraşıyorsun sen Akdeniz’e…

AKDENİZ YARAŞIYOR SANA

 
Akdeniz yaraşıyor sana
Yıldızlar terler ya, sen de terliyorsun
Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü
Köpekler havlıyor uzaktan
Demin bir çocuk ağladı
Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
Ali Dumdum anasına sövüyor saatlerdir
Denizi tokmaklıyor balıkçılar
Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
O senin sardunyalar gibi konuşkan sessizliğini…



Hayatta yattık dün gece
Üstümüzde meltem
Kekik kokuyor ellerim hâlâ
Senle yatmadım sanki
Dağları dolaştım…



Ben senden öğrendim deniz yazmayı
Elimden düşmüyor mavi kalem
Bir tirandil çıkar gibi sefere
Okula gidiyor öğretmenim
Ben de ardından açılıyorum
Bir poyraz çizip deftere
Bir ada var sırf ebabil
Dönüyor, dönüyor başımda
Senle yaşadığım günler
Gümüş bir çevre oldu ömrüm
Değince güneşine.



Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını
Gözlerim kamaşınca senden
Ölüm belki sularından kaçırdığım
O loş suda yıkanmaktır
Durdukça yosundan yeşil,
Kulaç attıkça mavi…



Ben düzde sanırdım yıkıntım
Örenim, alkolik âsarım
Mutun doruğundaymışım meğer
Senle çıkınca anladım
Eski Yunan atları var hani
Yeleleri büklümlü
Gün inerken de öyle
Ağaçtan izdüşümleriyle
Yürüyor Balan tepeleri
Yürüyor bölük bölük can
Toplu bir güzelliğe doğru



Kadınım
Yaraşıyorsun sen Akdeniz’e…

Can Yücel
( 1926 – 1999 )

AKDENİZCE
benim bir huyum var bilmezsin aşırı akdenizli
boyuna seni görmek istiyor gerekçesiz
senin meryem yüzünle yanımda olmalarını
kendi yanında olduğun gibi rahat
peygamber masalları gibi usulca
özellikle vurulurken cezayirliler cezayir'de



huyuma kalırsa daha ileri gitmek de var
seninle sevişmek istiyor oluyorum durup durup
kötü politikaların dışında bayağı azılı
sen kadınlığından kaçıyorsun neden böyle yapıyorsun
neden böyle yapıyorsun ben akdenizliyim
bana öyle durmazsan gelirim iyi olur
özellikle vurulurken cezayirliler cezayir'de 

Tevfik Akdağ
 ( 1932 - 1993 )
AKDENİZ'DEN GEÇERKEN  
Suları pırıl pırıl, rüzgarı mis kokulu,
Kuş uçurmaz eski Türk kalyonlarının yolu.
Sağda sıradağlarla kabaran Anadolu
Yeşil eteklerinde tükeniyor Toros'un!



Akşam pembeleşiyor bembeyaz tepelerde;
Eğiliyor bulutlar engine perde perde.
Dönüyorken kıyılar koyu bir lâciverde,
Sesini dinliyorum sularda Barbaros'un!.



Havada bir dost eli okşuyor derimizi:
Boynu bükük adalar tanıyor sanki bizi..
İçimize çevirip nemli gözlerimizi
Geçtik yabancı gibi yakınından Rodos'un!

 Kemalettin Kamu

(1901 - 1948)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir